AYET-İ KERİME

http://emelleri.blogspot.com.tr/2013/06/fakirlige-sebep-olan-seyler.html

14 Aralık 2015 Pazartesi

MEKKE-İ MÜKERREME’DEKİ ZİYÂRET YERLERİ VE MÜBÂREK MEKÂNLAR

MEKKE-İ MÜKERREME’DEKİ ZİYÂRET YERLERİ VE MÜBÂREK MEKÂNLAR



Mekke-i Mükerreme’de bulunan mübârek mekânların bir kısmı, doğrudan doğruya hac ve umre menâsiki ile alâkalı olduğu için kitabın içinde daha evvel yeri geldikçe îzâh edildi. Bunlar; Kâbe-i Muazzama, Mescid-i Haram, Hatim, Hicr-i İsmâil, Hacer-i Esved, Makâm-ı İbrâhim, Zemzem-i Şerif, Safâ, Merve, Arafât, Müzdelife gibi mübârek mahallerdir.
Mekke-i Mükerreme: Mekke-i Mükerreme, Müslümanların kıblesi olan Kâbe-i Muazzama’nın, yapılan ibâdetlere bire yüz bin sevap ihsan edilen Mescid-i Haram’ın bulunduğu, Rasülullah Efendimiz (s.a.v)’in doğduğu, nübüvvet ve risalet verildiği, Kur’an-ı Kerim’in âyetlerinin bir çoğunun nâzil olduğu, İslâm âleminin merkezi ve islâm’ın şartlarından hac vazifesinin ifâ edildiği mübârek bir şehirdir.
Mekke’nin Kur’an-ı Kerimde geçen isimleri: 1- Mekke 2- Bekke 3- Ümmül- Kurâ 4- El Beled 5- El Beledül- Emin 6- El Belde 7- Harâmün Emin 8- Vâdi Ğayri Zî Zer’in 9- Meâd 10- Karye 11- El Mescidül- Haram
Peygamber efendimiz (s.a.v) hicret esnasında Mekke-i Mükerreme’den hicret etmek üzere ayrılırken şöyle buyurmuşlardır: Allah’a yemin ederim ki sen, Allah’ın arzlarının en hayırlısı ve en sevimlisisin. Ben senden çıkarılmış olmasam, senden çıkmazdım.

1- PEYGAMBERİMİZ’İN (S.A.V) DOĞDUĞU EV
Alemlere rahmet olarak gönderilen sevgili peygamberimiz, milâdi 571 yılı Nisanının 20’sine isâbet eden Rabîu-l Evvel ayının 12’nci Pazartesi gecesi tan yeri ağarırken Mekke’de şu an kütüphâne olarak kullanılan evde dünyâ’yı şereflendirdi.
Peygamber efendimiz hicretleri esnâsında bu mübârek evi Hazret-i Ali efendimizin kardeşi (Ukayl) e hediye etmiş. Ukayl’in evlatları da Haccac’ın kardeşine satmışlardır. Bilâhere Harun Reşit’ in Annesi satın alarak burayı yenileyip mescid hâline getirmiştir. Kânuni Sultan Süleyman zamanında yeniden yıkılıp yapılmıştır. Şu anda evkaf kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.
Diğer mübarek haneler mescid-i haramın genişlemesiyle yıkılıp mescid-i harama dâhil edilmiş, bir kısmı çarşı ve yollara katılmıştır. (Mufassal İslam ilmihali 125)
Rasülüllâh’ın doğduğu, bir çok harikulâde hâdisenin cereyan ettiği o mübarek mekânı ziyâret etmek ve O’na salât-ü selâm okumak elbette rahmet ve şefâate vesîle olacaktır.

2- HIRA DAĞI – NUR DAĞI VE MAĞARASI
Gâr-ı Hıra: Mescid-i Haram’a 5 km mesafede Mescid-i Haram’ın kuzey doğusunda Cebel-i Nur’un zirvesindedir. Mağaranın uzunluğu 3m, genişliği 1,30m, yüksekliği 2m dir.
Peygamberimiz 39 yaşında sadık rüyâlar görmeye başlıyor. Son 6 ayda tamâmen şehirden, evlerden ve insanlardan uzak bu mağarada tefekkür ile meşgul oluyordu. Mîlâdî 610 yılının 17. Ramazanında Hıra mağarasında iken Cibril-i Emin ilk vahyi getirmişti. Cebrâil (a.s) Yâ Muhammed! Ben Cebrâil’im, sen de Allah’ü teâlânın peygamberisin. Dedikten sonra. “ oku!” dedi. Peygamber efendimiz (s.a.v) “ماَ أناَ بِقاَرِئٍ” (Ben okuma bilmem) dedi. Cebrâil (a.s) onu kucaklayıp sıktı ve tekrar “oku” dedi. Peygamber efendimiz (s.a.v) “ne okuyayım” dedi. Cebrâil (a.s) “Oku, rabbinin ismi ile, o rabbin ki yarattı, o insanı bir alaktan yarattı. Oku, o keremine nihâyet olmayan rabbindir, kalem ile öğreten de, o insana bilmediği şeyleri öğretti.” meâlindeki Kur’an-ı Kerimin ilk âyetlerini okudu. Bu sûretle
Resulullâh efendimiz (s.a.v) peygamberlikle vazifelendirilmiş oldu. Bu vahiy de Gâr-ı Hıra’da gelmiş oldu.



3- SEVR DAĞI VE MAĞARASI
Mescid-i Haramın güney cephesinde, takriben 4 km uzaklıkta, Arafât yolu üzerindedir. Dağın eteği ile zirvesi 458m, takriben 1,5 saatte yaya çıkılabilen bir mesafedir.
Peygamberimiz (s.a.v), Hz.Ebu Bekir ile hicrette bu mağaraya girerek 3 gece kaldılar. Mağaraya önce Hz.Ebu Bekir girerek zararlı bir şey olup olmadığına bakmış, sonra da resulullah (s.a.v) efendimiz girmiştir. Hz.Ebu Bekrin oğlu Abdullah, gündüzleri müşriklerin arasında dolaşıyor, geceleri mâlûmat getiriyordu. Kölesi Amr İbn-i Füheyre ise o civâra koyunları sürüyor. Hem Abdullah’ın izlerini kaybediyor ve hem de süt ikram ediyordu.
Hz. Ebu Bekir müşrikler mağaraya yaklaştıkları zaman, ayakları görülüyordu. Dedim ki. “Ya resulallah başlarını eğseler bizi görürler.” Peygamberimiz (s.a.v), “sus ya Eba Bekr, bu ikinin üçüncüsü Allah tır.”
Bu mağarada üç mûcize sudur etmiştir. Hz.Ebu Bekir’in ayağını yılan sokmuş, Resulullah efendimiz (s.a.v) mübârek tükürüklerini sürmüş, o anda acısı geçip, şifa bulmuştu. Onlar içeri girdikten sonra Allah’ın emriyle mağaranın ağzına örümcekler ağ germiş ve güvercinler yuva yapmışlardı. Müşrikler mağaranın önüne kadar gelmişler, içlerinden biri aramak istemiş, Umeyye Bin Halef ona “orada ne işin var, aklını mı yitirdin? Orada Muhammed doğmadan örümcekler ağını germiş, kuşlar yuva yapmış” deyince mağaraya girmekten vaz geçtiler.

4- CEBEL-İ EBÎ KUBEYS
Safâ tepesinin üzerinde 120m yükseklikte şerefli bir dağdır. Tarihte bir çok hâdiseler cereyan etmiştir. Hacer-i Es’ad bu dağın zirvesinde muhâfaza edilmiş. Şakkul Kamer (ayın ikiye ayrılma) mucizesi burada tahakkuk etmiş. Hazreti İbrahim, en meşhur kavle göre, halkı bu dağın zirvesinden insanları hacca davet etmiştir.
Adem aleyhisselâm vefat edince buraya defnedilmiş. Peygamber efendimiz (s.a.v) burada namaz kılmış. Namaz kıldığı arsaya mescid binâ edilmişti. Hz.Bilâl Mekke’nin fethinde burada ezan okumuştur.

5- DÂR-UL ERKAM
Sahâbe-i Kirâmdan İbn-i Erkam (r.a) hazretlerinin evidir. Peygamberimiz (s.a.v) Müslümanların adedi 40 oluncaya kadar, yâni Ömer İbn-i Hattab hazretleri müslüman oluncaya kadar, Dâr-ul Erkam gizli olarak islâma dâvet merkezi olarak kullanılmıştır.
Dâr-ul Erkam Safâ’ya yakın bir yerdedir. Safâ’ya yakın kapılardan birinin adı da Erkamdır.
Safa’nın şark tarafından 36m şu an elektrikli merdivenin başladığı yeri takip eden mekandır. Bu mekan hicri 171 senesinde mescid olarak yapılmış, hicri 1375 senesine kadar bütün müslümanlar hürmet göstermişler. Bu tarihte Mescid-i Haram’ı genişletmek maksadı ile yıkılmıştır.

6- MESCİD-İ ŞECERE
Mescid-i Cinin hizasında bir mesciddir. Peygamber Efendimiz mescid-i cinin bulunduğu yerde cinnilerden gelen bir heyetle görüşmüştür. Bu hususu İbn-i Mesud Hz. söyle anlatıyor;
Cinler peygamber efendimize, “senin Allah’ın resulü olduğuna kim şahitlik eder?” diye sordular. Yakınlarında bir sakız ağacı vardı. Peygamber efendimiz o ağaca işaret ederek cinlere dedi ki; “Şu ağacı gördünüz mü? O şahitlik ederse iman eder misiniz? Cinler “ evet iman ederiz” dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz ağacı çağırdı, ağaç dallarını budaklarını sürükleyerek geldi; “benim Allah’ın resulü olduğuma şahadet eder misin? Diye sordu. Ağaç; “Şahadet ederim ki sen Allah’ın resulüsün” dedi. O ağacın bulunduğu ve bu mucizenin tahakkuk ettiği yere mescid yapıldı.

7- MESCİD-İ CİN
Mekke-i Mükerreme’de, cennet-ül muallâ kabristanlığına yakın bir mescid-i şerîftir. Peygamber efendimiz hicretten üç yıl evvel Tâif’ten dönerken bu mescidin arsasında sabah namazı kıldı. Namazda okuduğu Kur’an-ı Kerimi cinlerden yedi kişi dinlemiş ve iman etmişlerdi.

8- CENNET’ÜL MUALLÂ
Harem-i Şerifin yaklaşık iki kilometre kuzeyinde olan bir kabristanlıktır. Burada mü’minlerin annesi Hazreti Haticetü’l Kübra (r.anha)’nın mübârek kabirleri, sahâbe-i kiram, tâbiin ve sâlihinden bir çok kimselerin kabirleri vardır. Abdullah İbn-i Zübeyir (r.anhüma), Hz.Ebu Bekrin büyük kızları Esmâ (r.anha), yine Hz.Ebu Bekrin oğlu Abdurrahman (r.a), Abdullah İbn-i Ömer (r.a), Osman Bin Talha (r.a) hazretleri gibi sahâbe-i kirâmın büyüklerinden bir çok zatların kabirleri de buradadır.
Hazreti Hatice (r.anha), hicretten üç yıl kadar önce vefât etmiş. Kabrine bizzat Peygamberimiz indirmiş ve vefâtına çok üzülmüştür. Zira Hz.Hatice vâlidemiz, peygamberimize ilk iman etmiş, en büyük maddi ve mânevi destekçisi olmuş, peygamberimizin yedi çocuğunun altısı Hz.Hatice’den doğmuştur.
Hz.Hatice vâlidemizin açık kerameti olarak rivâyet edilir ki; her hangi bir kadın, bir şeyde âciz kalıpta onun türbesine gidip, O’nu vesile kılarak Allah’tan yardım talep etse her halde maksadına ulaşarak döner.

9- MESCİD-İ AİŞE
Harem-i Şerife 6km mesâfede, Medine tarafından harem hududu olan Tenim’dedir. Hz.Âişe vedâ haccında peygamberimizle beraber haccetti. Özrü sebebiyle umre yapamamıştı. Peygamber efendimiz’e Medine’ye dönecekleri zaman dedi ki; “ ya resulallah insanlar hac ve umre ile dönüyor, ben ise umreden mahrum oldum” peygamber efendimiz (s.a.v) kardeşi Abdurrahman (r.a) hazretleri ile beraber umre yapmak için Ten’ime gönderdiler. Ve orada ihramlanıp, iki rekat ihram namazı kıldılar. Bunun için orada yapılan mescide, Mescid-i Aişe ismi verilmiştir.

10- MESCİD-İ CİRANE
Bu mescid-i şerif Mekke-i Mükerreme ile Taif arasındadır. Peygamberimiz (s.a.v) Hazretleri, hicretin sekizinci yılında vuku bulan Huneyn harbinin ganimetlerini burada taksim buyurmuşlardı. Aynı senenin Zilkade ayının on ikinci Çarşamba günü burada ihrama girerek umre vazifesini icra etmiştir. Bu mübarek yerden yetmiş peygamberin ihram giyip umre yaptıkları peygamberimiz (s.a.v) efendimizden nakil olunmuştur.

11- HUDEYBİYE
Haram hudutları haricinde, mescid-i harama 22 km, şu an Şümeys diye isimlendirilen yerdir. Biat-ül Rıdvan, Hudeybiye musalahası burada yapılmıştır. Peygamberimiz (s.a.v) Hicretin 6. yılında 1400 kadar ashabı ile umre yapmak üzere buraya kadar geldiler. Kureyşliler oradan ileri gitmelerine mani oldu. Peygamberimiz (s.a.v), Kureyşlilerle görüşmek üzere Hz. Osman’ı gönderdi. Hz. Osman ‘ın şehit edildiği haberi geldi. Müslümanlar şecere-i Rıdvan altında müşriklerle son demlerine kadar harb etmeye biat ettiler. Bu biata “Biat-ı Rıdvan” diye isim verildi. Hz. Osman salimen döndü. Kureyşliler sulh isteğini arz etti ve sulh yapıldı. Kurbanlar kesilerek umre yapılmadan dönüldü.
Hudeybiye’de Rasülullah (s.a.v.) susuz bir kuyunun başına vararak dua buyurmuşlar o kuyudan bir mucize olarak su çıkmıştır. Ashab-ı Kiram hem kendi ihtiyaçlarını ve hem de bineklerinin ihtiyaçlarını gidermişler. Yine hiç su kalmadığı bir zaman peygamber efendimiz mübarek elini bir kap içindeki suya soktu, iki parmak arasından bir pınar çıktı, 1400 kişi ihtiyacını görmüştür.

12- CEBEL-İ RAHME VE MESCİD-İ SAHRAT
Cebel-i Rahme:
Âdem aleyhisselamın, yer yüzüne inişinin yüzüncü senesi, Kâbe’nin inşâsını tamamladıktan sonra Havvâ Vâlidemizle buluştukları mübârek mevkidir.
Peygamber efendimiz (s.a.v) arefe günü öğle ile ikindiyi Mescid-i Nemre’de kılmış, Cebel-i Rahme’nin eteğinde Mescid-i Sahrat’ın bulunduğu arsaya gelmiş, arafat vakfesini orada yapmıştır.
Mescid-i Sahrat; Cebel-i Rahme’ye çıkarken sağ tarafa düşen, yarım metre civârında bir duvar ile çevrili kıble tarafına uzunluğu 13m, genişliği 8m civarında olan yerdir.
Peygamberimiz (s.a.v) vedâ hutbesini burada îrâd buyurmuşlardır.

13- MÜZDELİFE+
Müzdelife: Arafât ile Mina arasında, Harem sınırları içersinde, müzdelife vakfesinin yapıldığı mukaddes yerdir..
Müzdelife: İzdilaftan yakınlık ve toplanmak manasına gelir.
Müzdelife, Hz.Adem ile Havva Vâlidemizin Arafât’tan sonra zifaf oldukları (buluştukları) yerdir. “Meşari Haram” da denir.
Müzdelife’de Güzah dağının yanında Mescid-i Meşar-i Haram (Mescid-i Adem) isminde bir mübarek Mescid vardır.
Ayrıca Müzdelife, Peygamber Efendimiz’e üzerinde kul hakkı olanların da bağışlanacağına dâir müjdenin verildiği, şeytanların ise perişan olduğu yerdir.

14- MİNA
Mina: Men ve İhsan manasına Cenab-ı Hakkın rahmet ve bereketinin bol olduğu yerdir.
Mina, Mekke-i Mükerreme’ nin doğusunda, Sabır dağı ile Mürselat dağı arasındadır. Beytullah’a 6 km uzaklıktadır.
Minâ, Harem hudutları içerisinde olup, Hazreti İbrahim’in şeytanı taşladığı, oğlu İsmail (a.s)’a bedel olarak koç kestiği, Mescid-i Hayf’ın bulunduğu, Ensar ile birinci ve ikinci Akabe biatlarının yapıldığı, veda haccı esnasında Nasr sûresinin nâzil olduğu, teşrik günlerinde rasülullah efendimizin gecelediği ve Mürselat sûresinin nâzil olduğu mübârek bir mekândır.



Arafâta giderken yevmi terviyede bir gün, şeytan taşlama günlerinde üç gece Minâ’da kalmak sünnettir.
Ayrıca buraya ne zaman gelinirse gelinsin duâ ve niyazda bulunulmalıdır.

15- MESCİD-İ HAYF
Minâ dağının güneyinde, küçük şeytana yakın, Peygamber Efendimizin ve bir çok peygamberin namaz kıldıkları yerdir.
Mescid-i Hayf isminin verilmesi; Hz.İbrahim oğlu İsmail(a.s)’ı kurban etmeye götürürken burada vazîfesini yapıp, yapamayacağı korkusu içerisinde olduğu içindir.
Mescid-i Hayf da Çadır şeklindeki kubbenin altında Peygamber Efendimizin çadırı mevcut idi.
Behcetüt takva’da, bu kubbenin altında 400 Peygamberin metfun bulunduğu yazılıdır. Bunun için bu kubbeye (“Kubbetü’l Enbiya’’) denir.
Mir’âtü’l Harameyn de bildirildiğine göre: Hz. Adem Mescidin girişinde sol taraftaki minarenin altında metfundur. Hz. Âdem’ in cenâze namazını oğlu Şit (a.s.) kıldırdı ve Ebu kubeys Dağına defnetti. Nuh (a.s) da Hz. Âdem’in kabrini gemiye alıp tufandan sonra Mescid-i hayf’deki bu minârenin altına defnetti.
Mescid-i hayf gayet mübârek ve mukaddes bir mekân olduğu için burada çokça ibâdet yapmak lazımdır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyorlar ki:
Yetmiş Peygamber hac etti, hepsi Kâbe’yi tavâf ettikten sonra Mescid-i hayf’ da namaz kıldı. Eğer kâdir olursanız orada namaz kılmayı bırakmayın. (Mir’atül-haremeyn c.1 s.1130)
Mescid-i Hayfta yetmiş peygamber namaz kıldı. Musa (a.s)’da onlardandır. Ben onu görür gibi oluyorum.
Zeyd İbn-i Esved (r.a.) buyurmuşlardır ki; Rasülullah’ın vedâ haccında ben de beraberdim. Rasülullah ile beraber sabah namazını Mescid-i Hayfta kıldım.
Ebu Hureyre (r.a) hazretleri; “Ben Mekke ehlinden olsa idim her cumartesi günü Mescid-i Hayfta namaz kılmak üzere Mina’ya giderdim” buyurmuşlardır.

16- MESCİD-İ BÎA
Birinci ve ikinci Akabe bîatının yapıldığı mübârek mescittir. Mina’ dan Mekke-i Mükerreme’ye gelirken sağ tarafta büyük şeytan’a takriben 300 m mesâfede osmanlı yapısı küçük bir mesciddir.
Birinci Akabe bîatı Peygamberimizin nübüvvetinin 12’nci senesinde hac niyyetiyle Medine’den gelen Evs ve Hazrec kabilelerinden 12 kişi ile yapıldı. Bir sene sonra yine hac mevsiminde 73 erkek 2 kadın olmak üzere 75 kişi ile bîat yapılmış, bu bîata: Bîa’tül Akabe’tül Kübrâ denmiştir.

Medine de Ziyaret Edilmesi Gereken Yerler

Medine de Ziyaret Edilmesi Gereken Yerler Nerelerdir?


Medine şehri ve Medine Haremi
Medine, Mekke’den sonra Müslümanlar için Cenab-ı Hakk’ın mukaddes kıldığı ikinci beldedir. Mekke’de olduğu gibi, Medine şehrinin çevresinde de Harem bölgesi vardır. Sınırları bizzat Peygamber Efendimiz (s.a.s) tarafından tespit edilen Harem bölgesi yaklaşık 22 km. kadardır. Mekke’nin etrafını saran Harem bölgesinin merkezi Kâbe olduğu gibi, Medine şehrinin etrafını kuşatan Harem bölgesinin merkezinde de Mescid-i Nebevi yer alır. Buhari’de geçen bir hadis-i şerif Medine’nin Harem bölgesi olduğunu şu ifadelerle anlatır: “Medine şuradan şuraya kadar haremdir. Bu bölgenin ağaçları kesilmez. Burada Kitap ve Sünnet’e uymayan işler yapılmaz. Kim burada Kitap ve Sünnetle çelişen şeyler icat ederse Allah’ın meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerinedir.”


Mescid-i Nebevi
Mescid-i Nebevi, Allah Resûlünün Medine’ye hicret ettikten sonra ashabıyla birlikte ilk inşa ettiği mesciddir. Burası Mescid-i Haram’dan sonra yeryüzünün en faziletli mescididir. Peygamber Efendimiz (s.a.s): “Benim mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram hariç, başka mescidlerde kılınan bin namazdan daha faziletlidir” buyurmuştur.
Mescid-i Nebevi’nin içinde Peygamber Efendimiz’in kabri ile minberi arasında yer alan Ravza-i Mutahhare isminde bir yer vardır ki, burası cennetten bir parça sayılan kutsal bir alandır. Burası yaklaşık 200 metre karelik bir alandır.

Peygamber Efendimiz (s.a.s) irtihal-ı dar-ı beka buyurduğunda Mescid-i Nebevi’ye bitişik olan Hz. Aişe’nin odasına defnedilmiştir. Daha sonra Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer Efendilerimiz de Onun yanına defnedilmişlerdir. Günümüzde yeşil kubbesiyle tanınan Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın kabrinin bulunduğu yere Ravzay-ı Mutahhara denilmektedir.

Ravzay-ı Mutahhara
Hacceden kimse Mekke-i Mükerreme’de hac ile ilgili menâsikini tamamlayarak hacı olduktan sonra, Medine-i Münevere’ye gider ve Efendimiz’in kabr-i saadetini ziyaret eder. Bu ziyaret, hac menâsikine dahil değildir. Resulüllah Efendimizin kabr-i şeriflerini ziyaret etmek menduptur. Mali durumu müsait olanların bu ziyareti gerçekleştirmesi, vacip derecesinde önemli görülmüş, çok büyük bir mazeret olmadıkça terk edilmesi, büyük bir gaflet sayılmıştır.
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in kabrini ziyaretin faziletiyle ilgili bir çok hadis rivayet edilmiştir. Bunlardan bir kaçı şu şekildedir: “Kim beni vefatımdan sonra ziyaret ederse, hayatımda ziyaret etmiş gibidir”; “Kim sevabına inanarak beni Medine’de ziyaret ederse, o benim komşum olur. Kıyamet günü ona şefaat ederim”; “Bir kimse bana selâm verince Cenab-ı Hak bana ruhumu iade eder. Bende o kimsenin selâmını alır, mukabelede bulunurum.”
Peygamber Efendimize (s.a.s) hayatında hürmet ve ta’zim farz olduğu gibi vefatından sonra da farzdır. Bu itibarla ziyaret esnasında, hürmeti bozan, edebe aykırı davranışlardan kaçınılması gerekir. Ziyaret esnasında, tevazu, edep ve sükunetle hareket edilmelidir.
Medine’de kalındığı sürece mümkün olduğu kadar Mescid-i Nebevi’de kaza veya nafile namaz kılınmalı ve Kur’an okumakla, dua etmekle ve tesbih ve zikir çekmekle meşgul olunmalıdır.

Kuba Mescidi
Kuba, Allah Resûlü’nün hicreti esnasında Medine’ye gelmeden önce on dört gün süreyle kaldığı Medine yakınında bulunan bir yerleşim yeridir. Efendimiz birkaç gün süreyle kaldığı Kuba’da bir mescid inşa etmiştir. Hadiste şöyle buyruluyor: “Kim Kuba mescidine kadar gider ve orada namaz kılarsa, kendisi için umreye denk bir ecir olur.”

Mescid-i Kıbleteyn
Mescid-i Kıbleteyn, iki kıbleli mescid demektir. Burası, ilk kıble değişikliğine sahne olduğu için bu ismi almıştır. İslam’ın ilk yıllarında namazlar Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa yönüne doğru kılınıyordu. Hicretin on altıncı ayında inen ayet-i kerimeyle kıble, Mescid-i Haram’a çevrilmiştir.
Kıble değişikliğini haber veren ayet-i kerimeler nazil olduktan sonra bir sahabi bu hükmü bildirmek üzere Beni Seleme Mescidi’ne gitmiş ve onları ikindi namazını kılarken bulmuştur. Onlara kıble değişikliğini bildirmesi üzerine imam namazı bozmaksızın safları Kâbe tarafına çevirmiş ve namazın geri kalanını Kabe’ye doğru kılmışlardır. Bundan dolayı bu mescide Mescid-i Kıbleteyn denmiştir.
Medine’nin kuzeybatısında yer alan bu mescid, yaklaşık olarak Medine’ye 5 km. uzaklığındadır. Günümüzde bu mescidin yerine büyük bir mescid yapılmıştır. Buraya gidilerek mescidde tahiyyetü’l-mescid namazı kılınıp, burası da ziyaret edilebilir.

Baki Mezarlığı
Mescid-i Nebevi’nin doğu tarafında bulunan Baki mezarlığında, içlerinde Hz. Osman, Hz. Aişe, Hz. Fatıma, Sa’d b. Ebu Vakkas gibi sahabenin önde gelenlerinin de bulunduğu yaklaşık on bin sahabe yatmaktadır. Burasını ziyaret etmek müstehabtır. Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.s), zaman zaman Baki mezarlığını ziyaret etmiş ve onlara dua etmiştir. Bir keresinde şöyle demiştir: “Esselamu aleyküm ey kabir halkı! Allah sizi de bizi de mağfiret buyursun. Sizler bizim seleflerimizsiniz. Biz de arkadan geleceğiz.”
Baki mezarlığında ziyaret esnasında Allah Resûlü’nün yaptığı gibi onlara selam verilir ve dua edilir. Bu kutsal mekanlarda kendimiz için de Cenab-ı Hakk’tan af ve mağfiret dileriz.

Hendek Savaşının Yapıldığı Yerler
Hendek savaşının yapıldığı yerde birbirine yakın olan yedi tane küçük mescit bulunmaktadır. Buraların Medine’ye gelenler tarafından ziyaret edilmesi de adet haline gelmiştir. Buralar ziyaret edilerek mescidlerde tahiyyetü’l-mescid namazı kılınabilir ve Efendimiz zamanında cereyan eden tarihi olaylar hatırlanarak onlardan ibret alınır.

Uhud Şehitliği
Uhud şavaşında Müslümanlar yetmiş şehit vermişlerdir. Bu şehitler savaşın yapıldığı Uhud dağının eteklerine defnedilmiştir. Medine’ye uzaklığı yaklaşık 5 km. olan Uhud şehitlerinin de ziyaret edilmesi müstehabtır. Çünkü Peygamber Efendimiz Uhud savaşından sonra her sene bu şehitliği ziyaret etmiş ve onlara dua etmiştir.

Bedir Şehitliği
Bedir, Medine’nin güneybatısında olup, Medineye uzaklığı 160 km.’dir. Bedir’de Müslümanlardan on dört kişi şehit verilmiştir. Bedir’de yatan şehitler de ziyaret edilebilecek yerler arasındadır.

25 Kasım 2015 Çarşamba

İHRAM İLE İLGİLİ KONULAR

İHRAM İLE İLGİLİ KONULAR
Hürmet edilmesi gereken bir yere ya da zamana girmek anlamına gelen ihram, bir kimsenin, Hac veya Umre ya da her ikisini yapmak niyetiyle, belirli zamanlarda helal olan bazı davranışları kendisine haram kılmasıdır. Normal zamanlarda helal olan bazı davranışlar ihramlı için yasak hale gelir. Hacının veya umrecinin ihrama niyetlendiğinde üzerine aldığı dikişsiz iki parçadan oluşan giysiye de ihram elbisesi denir.

İhramın farzları:
Hanefî Mezhebine göre ihramın iki farzı vardır:

Niyet etmek,
Telbiye getirmek.
1. Niyet etmek:
İhrama niyet, yapılacak olan ibadetin umre olduğunun kalben belirlenmesidir. Niyetin dil ile yapılması ise müstehabtır. İhrama, niyet ederek ve telbiye getirilerek girilir. Niyet ise;
“Allah’ım! Senin için Umre yapmak üzere ihrama girdim. Onu bana kolaylaştır ve onu benden kabul buyur.”
diyerek yapılır.

2. Telbiye:
Emre icabet etmek anlamına gelen telbiye, “Lebbeyk“ diye başlayan şu cümlelerdir.
Ey Allah’ım, işte buradayım, buradayım. Buradayım; Senin ortağın yoktur, buradayım, buyur. Hamd, nimet ve mülk senindir. Senin ortağın yoktur. Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk. Lebbeyke La şerike leke Lebbeyk. İnnelhamde venni’mete leke vel mülk. La şerike Lek.

Telbiyenin yüksek sesle getirilmesi sünnettir. Peygamberimiz (s.a.v.): “Cebrail bana geldi ve ashabıma tehlil ve telbiyeyi yüksek sesle söylemelerini emretmemi bildirdi.” buyurarak, “söylediğimin manasını düşünerek davete icabet edilmenin
şuuru ile geldim Allah’ım” demek istemiştir. O heyecanı bütün dünyaya ilan edercesine heyecanlı olmalıdır.

Umre Yolcusu Telbiyeden Ne Anlamalı?
“Buyur Allah’ım buyur! Buyur, senin hiç ortağın yoktur. Buyur, şüphesiz her türlü övgü, nimet, mülk, hükümranlık sana mahsustur. Senin ortağın yoktur.” İhram zırhını giyen hacı (umreci) “Buyur Allah’ım buyur! Emrindeyim buyur!” derken Kabe’sine çağıran Rabbi’nin tam önündeymiş, huzurundaymış gibi hisseder kendini. “Davetini duydum, emrine uydum, huzuruna geldim, bütün benliğimle ve içtenliğimle emrindeyim!” der ve günlerce bunu birçok davranışlarıyla ispatlamaya çalışır.

Bu sözler, dünyanın dört bir tarafından gelen, renkleri, dilleri ülkeleri ve kültürleri farklı, fakat hedef ve gayeleri aynı milyonlarca müslümanın hep birlikte seslendirdikleri ortak bir and, ortak bir parola olarak kutsal iklimde sürekli yankılanır.

Tevhid inancına bağlılığı ve Allah’tan başkasına asla kul köle olunamayacağını anlatan bu sözler, İslam dininin Mü’minlere kazandırdığı
en önemli ortak noktalardan birini dile getirir. “Lebbeyk” demekle, “Ben buradayım” demiş olacaksın. “Allah’ım, Adem ile başlayıp Hz.Muhammed ile devam eden lebbeykliler korosuna beni de kat!” demiş olacaksın. Telbiyeyi öyle heyecanla okumalısın ki, Cebrail’in (a.s.) emri üzerine, ilahi bir marş olarak yüksek bir sesle bütün dağlar taşlar duyacak şekilde tekrar terennüm etmelisin.

İhramın vacipleri:
İhramın vacipleri ikidir.

Mikat sınırlarını ihramlı olarak geçmek,
İhram yasaklarına uymak.
1. Mikat sınırlarını ihramlı olarak geçmek:
Sözlükte “bir işi görmek için verilen zaman, bir işin yeri” anlamlarındaki mikat, Harem bölgesine dışarıdan gelenlerin, ihrama girmesi gereken yerlerdir. İhramsız olarak bu sınırları geçmek caiz değildir. Ancak, Harem bölgesine giren kişiler mikat yerlerinden önce de ihrama girebilirler. Mikat yerleri (İhrama girme yerleri) ihrama girilecek yerler, kişilerin oturdukları yerlere göre 3’e ayrılır.

a. Harem Bölgesi
b. Hil Bölgesi
c. Afak Bölgesi
a. Harem Bölgesi:
Mekke-i Mükerreme’yi çevreleyen, bitkileri koparılmamak ve av hayvanlarına zarar verilmemek üzere belirli sınırlar içindeki emniyetli bölgelerdir. Harem Bölgesi’nin sınırlarını Cebrail (a.s.) aracılığı ile Hz. İbrahim belirlemiş olup, sınırlardaki işaretleri ise Peygamberimiz (s.a.v.) yerleştirmiştir. Bu sınırların en yakını Mescid-i Haram’a 8 km. olup “Ten’im”, en uzak olanı da Taif yönünde “cirane” (şi’bu Al-i Abdullah) ve Hudeybiye yakınlarındaki “Aşair”dir. Mekkeliler Umre için “Hil” bölgesine çıkarak “Ten’im” gibi harem bölgesi dışında bir yerde ihrama girerler.

b. Hil Bölgesi:
Harem Bölgesi ile Mikat yerleri arasındaki yerlerdir. Burada yaşayanlara “Mikatiler” denir. Bunlar ihrama bulundukları Hil Bölgesi’nde girerler.

c. Âfâk Bölgesi:
Harem ve Hil Bölgeleri dışında kalan yerlere Âfâk, bu bölgede yaşayanlara “Âfâki” denir. Âfâkiler, Hil Bölgesi’ni çevreleyen beş yerden birinde veya hizasında ihrama girerler. Bu yerler Hz. Muhammed (s.a.v.) tarafından belirlenmiştir. İhrama girme yeri olarak belirlenmiş Mikat yerleri şunlardır:

Zülhuleyfe (Âbâr-ı Ali)
Cuhfe:
Yalemiem
Karn-ül Menâzil
Zat-ul Irk
Zülhuleyfe (Âbâr-ı Ali)
Medine tarafından Mekke’ye gelenlerin mikatıdır.
Medine’den 11 km. güneydedir. Mekke’ye
en uzak mikat burasıdır. Peygamberimiz
Veda Haccı için burada ihrama girmiştir. Mekke’ye
450 km. uzaktadır

Cuhfe:
Medine Cidde arasında, Kızıldeniz sahilindeki
Rabığ kasabasının yanındadır. Mekke’ye
187 km. uzakta olup, Türkiye, Avrupa, Kuzey
Afrika, Suriye ve Filistinden gelenler burada
ihrama girerler.

Yalemlem
Yemen ve Hindistanlıların mikatıdır. Mekke’nin
güneydoğusundadır. Mekke’ye en yakın
mikat olup 54 km. uzaklıktadır.

Karn-ül Menâzil
Necd ve Kuveyt Bölgesi’nden gelenlerin mikatıdır.
“Seyl” olarak da isimlendirip Mekke’ye
94 km. uzaklıktadır.
Zat-ul Irk
Irak yönünden gelenlerin mikatı olup Mekke’ye
94 km uzaklıktadır.

2. İhram yasaklarına uymak:
Niyet edip telbiye getirerek ihram giydikten sonra söz, fiil, davranış ve giyim ile igili birtakım yasaklar başlamıştır. Bu yasaklara uymak vacip olup, bunlar:

a. Vücutla ilgili yasaklar
Saç, sakal tıraşı olmak, bıyıkları kesmek, vücuttan tüy veya kıl tıraşı yapmak veya yolmak, koparmak

Süslenme amacıyla saç, sakal, bıyık yağlamak, boyamak, jöle, oje ve ruj benzeri şeyleri kullanmak,

Vücuda veya ihrama güzel koku sürmek, kokulu sabun kullanmak.
Giyim ile ilgili yasaklarBu yasaklar erkekler içindir. Kadınlar normal elbiselerini giyer ve ihramda yüzlerini örtmezler.

Dikişli elbise veya iç çamaşırı giymek,

Başı veya yüzü örtmek, takke takmak,

Eldiven, çorap, topukları kapatan ayakkabı giymek.
c. Cinsel konularla ilgili yasaklar
Cinsel ilişki ve onu hatırlatıcı davranış veya
konuşmalar.
d. Av yasağı
Avlanmak veya avcıya yardımcı olmak.
e) Harem Bölgesi yasakları

Bitkilerin koparılması veya kesilmesi.
f) Davranış yasakları

İnsanlara sövmek, hakaret etmek, alay etmek,

Başkalarıyla tartışmak, kavga etmek.

İhramın Sünnetleri

İhram öncesinde gusul abdesti almak,

İhram öncesi vücut temizliği yapmak,

İhram örtüsünün, birinin vücudun belden aşağısını, diğerinin de baş hariç belden yukarısını örten iki parçadan oluşması,

İhramdan (niyet ve telbiyeden) önce vücuda güzel kokular sürmek, (İhramda koku sürmek ise caiz değildir.)

İhrama girmeden önce kerahet vakti değilse iki rekat namaz kılmak,

Niyeti dille sesli olarak yapmak,

Telbiyeyi namazdan sonra yapmak, (telbiye

Mikat sınırına girmeden getirilmelidir.)

İhramlıyken her fırsatta telbiye getirmek.

Umre Yolcusu Mikattan ve ihramdan Ne Anlamalı?
Muhterem kılınmış bir toprağın sınırındasın. Bu topraklara Mikat denir. Unutma ki, bu sınırlar Melek Cebrail aracılığı ile Allah tarafından belirlenmiştir. Mikatı, mahşerin sınırı da sayabilirsin. Sadece sırtındaki elbiseleri değil, içindeki
seni ayrıcalıklı kıldığına inandığın duygu ve düşünceleri de Mikat’ta bırakmalı, haram duygu ve düşüncelerle Harem’e girerek, ilahi mahremiyete manevi tecavüzde bulunmamalısın. Anadan doğduğun gibi gelmelisin huzura. Anadan doğmuş gibi saf ve tertemiz dönmek istiyorsan bunu mutlaka yapmalısın. Şunu iyi bil ki, varışın dönüşünü belirleyecektir.

Her buluşmanın belirli bir zamanı olduğu gibi bir de buluşma yeri vardır. İşte Mikat, yaratan ile buluşma yer ve zamanını ifade eder. Mikat sınırına geldiğinde artık büyük buluşma başlamıştır Dünyaya geldiğindeki sadelikle ve kabirden kalkarak mahşere yürüyen bir yolcusun ki, sırtına kefenini giymelisin. Üzerindeki kıyafet ihram ve iki parça, dünyalık bütün süsten ve görüntüden uzak. Baş açık, ayak yalın. Sonsuz güç ve kudret sahibinin karşısında, yokluk ve yoksulluk görüntüsü içinde mahcubiyetin zirvesindesin.

İhrama girdin ve dünya arkanda kaldı. Sakın kozmetik kullanma. Gün cesedi kollama günü değildir, gün maskelerin düşüp, için dışa döndüğü gündür. Tarak yok, ayna yok, parfüm yok, makas yok, yeter cesedine çok itina gösterdin şimdiye kadar, şimdi içine dön ve ruhunu süsle, onu güzelleştir... Mahşerde fiyakana bakılmaz. Orası “el ne der“ kaygısının yerini tamamıyla “Allah ne der” kaygısının aldığı makamdır.

Dünyayı hatırlatan, dünyalık statüleri gösteren, seni ayrıcakklı gibi gösteren elbiseleri arkanda bırakarak, herkesin Allah (cc) huzurunda eşit olduğunun temsili kıyafeti olan iki parçalık ihrama bürünüştür. Dünyalık elbiseler atılmış, “Takva elbisesi daha hayırlıdır.“ Beyaz ihramlara bürünmen sana, ölümü dirilişi ve mahşer anını hatırlatır. Yeniden dirilişin, yani mahşerin provasındasın.

14 Kasım 2015 Cumartesi

UMREDE SİZE BU BİLGİLERDE LAZIM OLABİLİR

Umre İle Alakalı Küçük Ama Faydalı Bilgiler

1. Organizasyonu tercih ederken önceden sorularınızı belirleyin, Mekke'deki oteli, Medine'deki oteli, iletişim sorumluluklarını muhakkak sorun.
2. Organizasyona (eğer dünyayla bağlantınızı kesmeyecekseniz) otellerin odalarında kablosuz internet olup olmadığını sorun, kalacağınız oteli gerekirse aratın var mı yok mu emin olun, süprizle karşılaşmayın
3. Mekke ve Medine'de muhatap olacağınız kişilerin telefonlarını alın, gittiğinizde bu muhataplara kendi cep telefonlarınızı yada orada alacağınız suud hatlı telefonlarınızın numaralarını verin.
4. Gitmeden önce telefonlarınız teknik kapasitesi yüksekse (Iphone 4S gibi) Türkiye'deki muhataplarınızın skype ağını ve WatsApp ağını kurun. Oralarda inanılmaz derecede işinize yarayacaktır.
5. Sakın ola ki otelin interneti ya da ücretsiz çeken bir internet ağı bulmadan iletişime geçmeyin, fatura yüksek gelir.
6. Mekke Harem'de 10. kapıya gittiğinizde ücretsiz bir ağ bulabilirsiniz, belli zamanlarda kalitesi gayet iyi.
7. Hem Mekke'de hem Medine'de çalışan, kalan Türk varsa onlarla irtibata geçin, bazen organizasyon yetersiz kaldığında bu Türkler çok yardımcı olurlar.
8. Mekke içinde ya da Medine'de taksiye binecekseniz 20 Riyal'den fazla vermeyin, pazarlık yapın, biri gitmez ise diğeri gidecektir, unutmayın.
9. Umreye giderken muhakkak güneş gözlüğü alın, pişman olmazsınız.
10. Paralarınızı boynunuza alacağınız ve gömleğinizin altında kalacak şekilde güvenil hale getirin. İpi sağlam olsun. Eğer eşinizle gidiyorsanız, onların daha kapalı olması hasebi ile paralarınızı onların elbiselerinin altındaki boyunluklu muhafazaya koymanız daha iyidir.
11. Terlik almayı unutmayın, rahat ve ucuz olsun. Hareme girdiğinizde terlikleri koyabilecek yerler var, koyduğunuz yerleri unutmayın.
12. Mekke Harem'de ve Medine Harem'de giriş kapı numaraları var. O numaralar sizin için çok önemli, iki ya da daha fazla kişi gittiğinizde bu yerler giriş ve çıkışlarınızda belirleyeceğiniz yerler olsun.
13. Mekke'de yemek yiyebileceğiniz yerler son derece sınırlı, Aziziye'de çok kaliteli bir türk lokantası var ve yemeklerinizi mümkün mertebe Türk aşcının yaptıkları yemekleri yeyin. Arapların yemek kültürü maalesef yok denecek kadar az.
14. Yanınızda zemzem getireceksiniz muhakkak, küçük şişelere de zemzem doldurun, yanınızda bunları götürebilirsiniz.
15. Mekke'de sebze ve meyve hali var, Medine'de hurma alacağınıza Mekke'de bu halde almanız hem fiyat olarak hem de kalite olarak fark edecektir.

17. Kabe'nin olduğu yerde "ZEMZEM TOWERS" adı verilen bir ucube göreceksiniz, adını değiştirdim, adı: "FİRAVUN TOWERS" dir. Zemzem ismini kullanmayalım.

Hakkımda

Fotoğrafım
https://www.facebook.com/VAHDED.HOCA SİTEMİZİ ZİYARET EDİP ÜYE OLURSANIZ ÇALIŞMALARIMIZA DESTEK VERMİŞ OLURSUNUZ ALLAH cc CÜMLE MÜMİNLERDEN RAZI OLSUN.