AYET-İ KERİME

http://emelleri.blogspot.com.tr/2013/06/fakirlige-sebep-olan-seyler.html

29 Eylül 2013 Pazar

ÇOCUK HAKLARINI KORUMAK İÇİN MİŞŞŞŞ

ÖNCEKİ DİN VE KİTAPLARIN NASIL TAHRİF EDİLDİĞİNİ GÖRMEK İÇİN İSLAM ADINA YAPILAN BÖYLESİNE KÜFÜR ÇALIŞMALARINI LANETLE REDDETMELİĞİZ

Babalara, evlatlık kızlarıyla evlenme izni!

İran Meclisi'nde kabul edilen yasa tasarısı ile artık erkekler, evlat edindikleri kız çocuklarıyla 13 yaşında bile evlenebilecekler.

'ÇOCUK HAKLARINI KORUMAK İÇİN'

'Çocuk haklarını korumak' için hazırlanan yasada, erkeğin, evlat edindiği kız çocuğuyla evlenmesinin önü açıılıyor. Pazar günü oylanan tasarı, yargıcın, çocuğun yararına olacağını kabul etmesi durumunda erkeğin, evlat edindiği kız çocuğuyla evlenmesinin önünü açıyor. 

Tasarının yasalaşması için Muhafızlar Konseyi’nin onayından geçmesi gerekiyor. İran’da kız çocukları 13 yaşında evlendirilebiliyor. Cumhuriyet'te yer alan habere göre, erkek çocuklar için evlilik yaşı 15. 2010’da yaşları 10-14 arasında değişen 42 bin çocuk evlendirildi. Tahran’da 10 yaşın altında evlendirilen çocuk sayısı en az 75. İran İçin Adalet grubundan insan hakları avukatı Şadi Sadr, Guardian ’a yaptığı açıklamada, ılımlı Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani New York ’ta basını etkilerken Muhafızlar Konseyi’nin tasarıyı kabul etmesinden endişe duyduğunu söyledi. Sadr, “Tasarının pedofiliyi meşrulaştırdığını” vurguladı.

20 Eylül 2013 Cuma

Esnemek şeytandandır.

Esnemek

Namazda ve namaz dışında, ağzını açarak esnemek mekruhtur. Esnemek midenin dolu olmasından ve bedenin ağırlaşmasından meydana gelir. Dudağı ısırarak mani olmaya çalışmalıdır. Böyle yapamayan, namazda kıyamdayken sağ elin; diğer rükünlerde ve namaz dışında ise sol elin arkasıyla ağzını kapatmalıdır. Üç hadis-i şerif meali:

(Allahü teâlâ esnemeyi sevmez.) [Buhari]

(Esnerken ağzınızı kapatın.) [Müslim]

(Esnemek şeytandandır.) [Buhari]

Her esneme şeytandan değildir. Yorgunluk, uykusuzluk gibi hallerde de sinirsel esnemeler olur. Peygamberler esnemekten mahfuzdur.

İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki: Esnemeyi def etmenin çaresi, peygamberlerin hiç esnemediklerini hatırlamak ve hemen salevat-ı şerife getirmektir. Kuduri “rahmetullahi aleyh”, (Biz bunu defalarca tecrübe ettik ve doğruluğunu gördük) buyuruyor. Biz de tecrübe ettik ve doğru olduğunu gördük. (Redd-ül-muhtar)

Geğirmek ve esnemek

Geğirmek çok yemenin alametidir. Hastalık hariç, çok yemeyen geğirmez. Peygamber efendimiz, çok yiyip çok geğiren birine, (Yanımızda öyle geğirme! Çünkü bu dünyada çok tok olan, âhirette çok açlık çeker) buyurdu. (Tirmizî, İbni Mace)

Kur’an-ı kerim okurken esneme geldiğinde durmalı, çünkü mekruhtur. Esneme ve çok yedikten sonraki rehavet hâli tembelliğe, ağırlığa ve ibadetlerden kesilmeye sebeptir. Bunun için esnemek şeytana nispet edilmiştir. (Şir’a şerhi)

Bazı esnemelerin şeytandan olmadığı, uykusuzluk, yorgunluk gibi sebeplerle olduğu da bildirilmiştir. Demek ki, geğirmek de, esnemek gibi genelde çok yemekten ileri geliyor. Yani istenmeyen bir durumdur. Esneme ve geğirmeyi azaltmak için az yiyip içmeli. Çok yiyip içtiğimize tevbe istiğfar etmelidir.

Esnemeyi önlemek hakkında İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki: Esnemeyi yok etmenin çaresi, diğer peygamberler gibi Resulullah’ın da esnemediğini hatırlayıp hemen salevat getirmektir. Kuduri sahibi, (Biz bunu defalarca tecrübe ettik ve doğruluğunu gördük) buyuruyor. Ben de tecrübe ettim ve doğru olduğunu gördüm. (Redd-ül-muhtar)

Bir nimet gelince veya bir sıkıntıdan kurtulunca şükretmek gerekir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Aksıran veya geğiren “Elhamdülillah alâ külli hâlin minel hâl” derse, 70 dertten kurtulur.)

Esnemek, genelde çok yemekten, midenin dolu olmasından ve bedenin ağırlaşmasından meydana gelir. Yani esnemeye biz sebep oluyoruz. Mesela çok yiyip göbek bağlamak da uygun değil. (Göbeği ben bağlamadım) denmez. Göbekli olmaya biz sebep olduk. Esnemeye de biz sebep oluyoruz.

İkincisi, esnemenin kendisi değil, ağzı açarak esnemek mekruhtur. Esneme gelince esnemeyi yok etmeye çalışmalı.

Dudağı ısırıp mani olmaya çalışmalı. Böyle yapamayan, sol elin arkası ile ağzını kapatmalı. Böyle yapılırsa esnemek mekruh olmaz.

9 Eylül 2013 Pazartesi

Sadece bir konuda değil, birçok konuda gerekli yeterliliğe sahiptirler

Zeki insanların duyguları çok yoğundur. Mantıksal gelişim aynı zamanda duygusal gelişimi de etkileyecektir.

Bu duruma göre çocuk kalmayı başarmış insanlar daha zekidir gibi bir sonuca ulaşabiliriz, çünkü çocuklar duygularını çok yoğun yaşarlar.Bu insanlar birçok alanda kendilerini yetiştirmişlerdir. Sadece bir konuda değil, birçok konuda gerekli yeterliliğe sahiptirler.Bir konu hakkında çözmeleri gereken şeylerin diğer konularla da alakası vardır ve bunun bilincindedirler.

Özelliklerinden bir tanesi çok büyük fiziksel enerjiye sahip olmalarıdır. Bu doğuştan gelen bir enerji modellemesi olmayıp, tamamen kendini adapte ettiği konuyu tamamlamak için saatlerce çalışması gerektiği bilincine sahip olmasıdır.Bunun sonucu olarak da irade ve kalp koordineli bir şekilde enerjiyi temin için çalışırlar

Üstün zekalı insanların diğer bir özelliği ise hem zeki görünüşlü olmaları ve hem de doğal görünmeleridir.Hem zekalarını belli ederler ve hem de çocukça bir yapıyla hareket ederler. Bu nedenden dolayı da sorgulanırlar bu kişi gerçekten zeki mi?

Zeki kişiler hem disiplinle ve hem de oyun oynar tarzda işlerine eğilirler.Yaptıkları işi büyük bir ciddiyetle yaparlar, ancak oyun havası da vererek yaptıkları işten büyük bir zevk alırlar.Zeki kimseler hem gerçek dünya ile bağlarını koparmazlar ve hem de hayal dünyası içinde yaşarlar. Ürettikleri şeyler gerçek dünyada kullanılacaktır, ancak olmayan şeyleri üretmek zorundadırlar.Normal insanlara göre üstün zekalı insanların düşünceleri fantastiktir, ancak bilimsel çalışmalar fantastik hayaller sonucu ortaya çıkmaktadır.Üstün zekalı insanlar hem dışa dönüktür ve hem de içe dönüktür. Normal insanlar bu olaylardan sadece birisine sahiptir.

Normal bir insan ya dışa dönük bir yapıya sahiptir, ya da iç dünyasına kapanık yaşar, Zeki insanlar ise zaman zaman dışa dönüktür, zaman zaman da iç dünyalarına kapanırlar. Ancak bu olayı son derece dengeli bir şekilde yaparlar.Üstün zekalı insanlar son derece inatçı yapılı kimselerdir. Başarısızlıkta asla yılmazlar ve asla pes etmezler.

Düşünsenize, Edison ampulü bulmadan önce binlerce sefer deneme yapmıştır ve asla pes etmemiştir Sonunda da başarıya ulaşmıştır.Üstün zekalı insanlar lider ruhlu insanlardır. Genellikle her konuda söyleyecekleri şeyler olduğu için her türlü insana hitap edebilirler.Sevecen ve babacan bir tavırları vardır. Genellikle öğrenciliklerinden itibaren lider ruhlu özellikleri belirginleşir.Zeki insanlar naziktirler ve nezaket kurallarına uyarlar. İnsancıl yönleri fazladır ve karşılarındakine değer verirler.Hangi zeki insanı araştırırsanız araştırın, nazik olduğunu görürsünüz.

31 Ağustos 2013 Cumartesi

Namazda Bilerek İmamdan Önce Davranmak

Allah'a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin. 
وَاَطٖيعُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Ali_İmran suresi 132. ayet 

Namazda Bilerek İmamdan Önce Davranmak


Acelecilik insanın tabiatındandır. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

- İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. İnsan çok acelecidir. 
وَيَدْعُ الْاِنْسَانُ بِالشَّرِّ دُعَاءَهُ بِالْخَيْرِ وَكَانَ الْاِنْسَانُ عَجُولًا
İsra 11

Rasulullah sav şöyle buyurdu:

“Teenni (acele davranmamak) Allah’tan, acele ise şeytandandır.”
Beyhaki Sünenü’l-Kübra 10/104

Kişi çoğu zaman cemaatle namaz kılarken sağında ya da solunda namaz kılan bazı kimselerin rükû ve secdelerinde, çoğunlukla ara tekbirlerde, hatta namazın sonunda selam verirken imamdan önce davrandıklarını görür. Belki de, bazen kendisi bunu yapar. Çoklarının önemsemediği bu davranışla ilgili Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den ağır tehdit gelmiştir, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

“Başını imamdan önce kaldıran kimse Allah’ın, başını eşek başına çevirmesinden korkmaz mı?!”

Müslim 1/320, 321

Namaz kılan kişinin namaza vakar ve sükünetle gelmesi istenirken namazda nasıl davranması gerektiğini siz düşünün!

Bazıları, imamdan önce hareket etmemeyi imamdan çok geride kalmakla karıştırabilir. Onlar bilsin ki, fıkıh âlimleri Allah kendilerine rahmet etsin bu konuda güzel bir ölçü ortaya koymuşlar:

Cemaatle namaz kılan kimsenin imam tekbiri getirdiği anda harekete başlaması gerekir. İmam, “Allah-u Ekber’in (r) sini söylediğinde cemaattekiler harekete başlar. Ne bundan önce davranır ne de bundan geri kalır. Ve bu şekilde olay düzene girer.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sahabileri Allah onlardan razı olsun Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den önce davranmakta oldukça dikkatliydiler. Bera bin Azib (Radiyallahu Anh) şöyle der:

“Sahabiler, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in arkasında namaz kılarlardı. Başlarını rükûdan kaldırdıktan sonra, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) alnını yere koyuncaya kadar birinin dahi sırtını eğdiğini görmezdim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), alnını yere koyduktan sonra arkasındakiler secdeye kapanırlardı.”

Müslim

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yaşı ilerleyince hareketlerinde bir tür ağırlık oldu. Bunun üzerine arkasındakileri uyararak şöyle dedi:

“Ey insanlar! Ben şişmanladım. Rükû ve secdede benden önce davranmayın!”

Beyhaki 2/93, Albânî İrvau’l-Ğalil 2/290

İmamın, namaz kıldırırken tekbirlerde sünnete uygun hareket etmesi gerekir. Bu, Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh)’ın rivayet ettiği hadiste bildirilmiştir:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza kalktığında başlarken tekbir alırdı. Sonra rükûya giderken tekbir alır, sonra secde için eğilirken tekbir alır, sonra başını secdeden kaldırırken tekbir alır, sonra secdeye giderken tekbir alır, sonra başını secdeden kaldırırken tekbir alırdı. Sonra, bitirene kadar namazın bütününde bunu yapardı. İkinci rekâttan sonraki oturuştan kalkarken de tekbir alırdı.”

Buhari

İmam; tekbirini hareketine uygun ve hareketiyle birlikte alır, cemaat de az önce nasıl yapılması gerektiğini belirttiğimiz gibi davranmaya özen gösterirse namazlarında cemaat olma olayı gerçekleşmiş olur.

30 Ağustos 2013 Cuma

Esma’nın babası hapiste

Esma’nın babası hapiste
Mısır başsavcılığı, Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan) liderlerinden Muhammed el-Bilteci hakkında "silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek" suçlamasıyla 15 gün ihtiyati hapis kararı verdi.

Bilteci Güney Giza başsavcılığı tarafından Kahirenin güneyindeki Limyan Tura cezaevinde 6 saat sorgulandı. Sorgulamayı yapanlar Bilteci'nin, Beyn es-Serayat bölgesindeki çatışmada, darbe karşıtlarını vatandaşlara karşı şiddet ve silah kullanmaları için kışkırtanlardan biri olduğunun anlaşıldığını ileri sürdü.

Bilteci'nin, kendisine sorgulama esnasında yöneltilen suçlamaların tamamını reddettiği, Beyn es-Serayat'ta meydana gelen şiddet olayları ile ilgili hiç bir bilgisinin olmadığını ve kendisinin orada bulunmadığını söylediği belirtildi.

Dün İçişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, güvenlik güçlerinin Bilteci'yi, Kahire'nin batısında bulunan Giza bölgesindeki bir eve düzenledikleri baskında gözaltına aldıkları belirtilmişti.

22 Ağustos 2013 Perşembe

Allah'tan cc cennetinde bize bu sohbeti vermesini temenni ediyorum" demiştim.

Mısır'da İhvan Lideri Muhammed El Biltaci'nin, darbeci askerler tarafından öldürülen kızı Esma için yazdığı mektub

"Sevgili kızım ve değerli öğretmenim...

Sana elveda demiyorum bilakis yarın görüşmek üzere. Başı dik tuğyana isyan ederek yaşadın. Tüm engelleri reddederek hürriyete sınırsızca aşık oldun. Bu ümmet, uygarlıkta hak ettiği yeri alabilsin diye onu yeniden diriltmek ve inşa etmek için sessizce yeni ufuklar arıyordun. Akranlarının uğraştığı işlerle meşgul olmadın. Her zaman derslerinde birinci olmana rağmen öğrenmeye olan açlığın dinmedi.

Bu kısa hayatta sohbetine doyamadım. Vaktim, mutlu olacak ve eğlenecek kadar geniş değildi. Rabiatul Adeviyye'de son kez bir araya geldiğimizde, "Sen bizimle olduğunda bile bizden ayrısın" diyerek bana olan sitemini dile getirmiştin. Ben de sana, "Bu hayat birbirimize doyacak kadar geniş değil. Birbirimize doyalım diye Allah'tan cennetinde bize bu sohbeti vermesini temenni ediyorum" demiştim.

Sen şehit olmadan iki gün önce seni rüyamda gelinlikler içinde gördüm. Bu dünyada eşi benzeri olmayan bir güzellikteydin. Yanıma sessizce oturduğunda sana, "Bu gece senin düğün gecen mi" diye sordum. Sen de "Düğünüm akşam vakitlerinde değil öğlen olacak" demiştin. Çarşamba günü, öğlen vakti şehit olduğun haberi bana ulaştığında, senin rüyamda bana ne demek istediğini anlamış oldum. Allah'tan seni şehit olarak kabul etmesini niyaz ettim. ve şehadetin, bizim haklı olduğumuzu ve düşmanımızın da batılın ta kendisi olduğu inancımızı pekiştirdi.

Son vedanda yanında olamamam, son bir kez seni görememem, alnına son bir öpücük konduramamam ve senin cenaze namazını kıldırma şerefine nail olamamam beni derinden üzdü. Beni bunları yapmaktan alıkoyan, ölümden veya karanlık hücerelerden korku değil, uğruna canını verdiğin davayı (devrimin hedeflerine ulaşması) sürdürebilmekti.

Zalimlere karşı başın dik (göğsünü gere gere) direnirken gaddar kurşunlar göğsüne saplandı ve ruhun yüceldi. Ne kadar güzel bir azmin ve terbiye edilmiş bir nefsin vardı. İnanıyorum ki, sen Allah'a verdiğin söze sadakat gösterdin, Allah da sana verdiği söze... Öyle ki, şehadet şerefini bize değil de sana bahşetti.

Son olarak, sevgili kızım ve değerli öğretmenim...

Sana elveda demiyorum bilakis görüşmek üzere.. Buluşmamız, yakında peygamber ve ashabıyla birlikte Havz-ı Kevser'de olacak. Sonsuz kudret ve hükümranlık sahibi Allah'a yakın, O'nun nezdinde değerli ve şerefli bir konumda. Ayrılmamak üzere, birbirimize doyma temennilerimizin gerçekleşeceği bir buluşma".c

11 Ağustos 2013 Pazar

BUZAĞININ İPİNİ GEVŞETMEKTEN BAŞKA BEN NE YAPTIM

Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş.

Keyfi yerinde olan şeytan sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineğini sağan genç bir kadını uzaktan izlemiş.
Şeytan kadını epeyce izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş.
Buzağı bu az ötede annesinin sütünün kovaya sağılmasını aç karnına izlemeye daha fazla dayanamamış debelenmiş ve boynundaki ip çözülmüş. 
Koşarak annesini emmeye giden buzağı süt kovasını devirmiş.
Sağdığı süt ziyan olunca sinirlenen genç kadın eline geçirdiği odunu
buzağıya vurunca yavru yere yığılmış.
Yavrusuna saldırılan inek kayıtsız kalamayıp bir tekmede kadını yere serip öldürmüş. 
Uzaktan geçmekte olan kadının kayın pederi, ineğin ´gelinini öldürdüğünü görüp ineği tüfekle vurmuş.

Silah sesini duyan koca , karısını yerde cansız yatar babasını da elinde tüfekle görünce silahını çekip babasını öldürmüş.

Kısa bir süre sonra gerçeği öğrenen genç adam , bu kadar acıya dayanamayıp intihar etmiş.
Bütün bu olayları bir kenardan izleyen şeytan;
"BU FELAKETİ DE BANA YÜKLERLER, BUZAĞININ İPİNİ GEVŞETMEKTEN BAŞKA BEN NE YAPTIM ŞİMDİ" demiş.

Hakkımda

Fotoğrafım
https://www.facebook.com/VAHDED.HOCA SİTEMİZİ ZİYARET EDİP ÜYE OLURSANIZ ÇALIŞMALARIMIZA DESTEK VERMİŞ OLURSUNUZ ALLAH cc CÜMLE MÜMİNLERDEN RAZI OLSUN.