AYET-İ KERİME

http://emelleri.blogspot.com.tr/2013/06/fakirlige-sebep-olan-seyler.html

24 Mart 2013 Pazar

HÜRMETLİ-İHRAMLI-HARAM AYLAR BUYURUN BAKALIM


HÜRMETLİ-İHRAMLI-HARAM AYLAR BUYURUN BAKALIM


HÜRMETLİ-İHRAMLI-HARAM AYLAR BUYURUN BAKALIM




MUHARREM- RECEP- ZİLHİCCE- ZİLKADE HARAM AYLAR DIR.  RECEP -ŞABAN -RAMAZAN ÜÇ AYLARDIR. 
BU HURMETLİ 6 AYIN ORTAK VE AMİRİ ALLAH'IN cc AYI RECEB-İ ŞERİFTİR.

Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat Allah’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekûn savaşın. Bilin ki Allah, kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.

اِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِنْدَ اللّٰهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا فٖى كِتَابِ اللّٰهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ مِنْهَا اَرْبَعَةٌ حُرُمٌ ذٰلِكَ الدّٖينُ الْقَيِّمُ فَلَا تَظْلِمُوا فٖيهِنَّ اَنْفُسَكُمْ وَقَاتِلُوا الْمُشْرِكٖينَ كَافَّةً كَمَا يُقَاتِلُونَكُمْ كَافَّةً وَاعْلَمُوا اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّقٖينَ
TEVBE 36


Allah; Ka’be’yi, o saygıdeğer evi, haram ayı , hac kurbanını ve (bu kurbanlara takılı) gerdanlıkları insanlar(ın din ve dünyaları) için ayakta kalma (ve canlanma) sebebi kıldı. Bunlar, göklerde ve yerde ne varsa hepsini Allah’ın bildiğini ve Allah’ın (zaten) her şeyi hakkıyla bilmekte olduğunu bilmeniz içindir.

جَعَلَ اللّٰهُ الْكَعْبَةَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ قِيَامًا لِلنَّاسِ وَالشَّهْرَ الْحَرَامَ وَالْهَدْیَ وَالْقَلَائِدَ ذٰلِكَ لِتَعْلَمُوا اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ وَاَنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَیْءٍ عَلٖيمٌ
MAİDE 97.


Haram ay, haram aya karşılıktır. Hürmetler (saygı gösterilmesi gereken şeyler) kısas kuralına tabidir. O hâlde kim size saldırırsa, size saldırdığı gibi siz de ona saldırın, (fakat ileri gitmeyin). Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.

اَلشَّهْرُ الْحَرَامُ بِالشَّهْرِ الْحَرَامِ وَالْحُرُمَاتُ قِصَاصٌ فَمَنِ اعْتَدٰى عَلَيْكُمْ فَاعْتَدُوا عَلَيْهِ بِمِثْلِ مَا اعْتَدٰى عَلَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُوا اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّقٖينَ
BAKARA 194


Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تُحِلُّوا شَعَائِرَ اللّٰهِ وَلَا الشَّهْرَ الْحَرَامَ وَلَا الْهَدْىَ وَلَا الْقَلَائِدَ وَلَا اٰمّٖينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنْ رَبِّهِمْ وَرِضْوَانًا وَاِذَا حَلَلْتُمْ فَاصْطَادُوا وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ اَنْ صَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اَنْ تَعْتَدُوا وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰى وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ شَدٖيدُ الْعِقَابِ
MİDE 2


Sana hürmetli ay (Receb) den ondaki savaştan soruyorlar, de ki: Hürmetli ay'da savaş büyük bir günahtır. (Ama) Allah yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek ve Mescid-i Harâm'a girmelerine engel olmak, halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük bir günahtır. Fitne adam öldürmekten daha büyük (bir suç ve günah)tır. Onlar (Allah ve Peygamberini inkâr edenler, İslâm'ı din olarak kabul etmeyenler) güçleri yetse sizi dininizden döndürünceye kadar durmadan savaşırlar. Sizden kim dininden döner de kâfir olduğu halde ölürse, artık böylelerinin amelleri Dünya'da da, Âhiret'te de boşa gitmiştir ve işte cehennemlikler ve orada devamlı kalıcılar bunlardır!

يَسْپَلُونَكَ عَنِ الشَّهْرِ الْحَرَامِ قِتَالٍ فٖيهِ قُلْ قِتَالٌ فٖيهِ كَبٖيرٌ وَصَدٌّ عَنْ سَبٖيلِ اللّٰهِ وَكُفْرٌ بِهٖ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَاِخْرَاجُ اَهْلِهٖ مِنْهُ اَكْبَرُ عِنْدَ اللّٰهِ وَالْفِتْنَةُ اَكْبَرُ مِنَ الْقَتْلِ وَلَا يَزَالُونَ يُقَاتِلُونَكُمْ حَتّٰى يَرُدُّوكُمْ عَنْ دٖينِكُمْ اِنِ اسْتَطَاعُوا وَمَنْ يَرْتَدِدْ مِنْكُمْ عَنْ دٖينِهٖ فَيَمُتْ وَهُوَ كَافِرٌ فَاُولٰئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِى الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَاُولٰئِكَ اَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ
BAKARA 217


Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

فَاِذَا انْسَلَخَ الْاَشْهُرُ الْحُرُمُ فَاقْتُلُوا الْمُشْرِكٖينَ حَيْثُ وَجَدْتُمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَاحْصُرُوهُمْ وَاقْعُدُوا لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍ فَاِنْ تَابُوا وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ فَخَلُّوا سَبٖيلَهُمْ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ
TEVBE 5
HADİ ÖNCE SAĞLAM BİR TÖVBE İLE YENİDEN BAŞLIYALIM KUSURSUZ KUL OLMAYA İNŞALLAH..

İLİM-AMEL EHLİNE ANCAK DİN DÜŞMANI SALDIRIR CAHİLLERSE TARTIŞIR!


İLİM-AMEL EHLİNE ANCAK DİN DÜŞMANI SALDIRIR CAHİLLERSE TARTIŞIR!


İLİM-AMEL EHLİNE ANCAK DİN DÜŞMANI SALDIRIR CAHİLLERSE TARTIŞIR!
Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi. يَا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَتْكُمْ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَشِفَاءٌ لِمَا فِى الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنٖينَ YUSUF 57
Andolsun, biz sana apaçık âyetler indirdik. Bunları ancak fasıklar inkâr eder.وَلَقَدْ اَنْزَلْنَا اِلَيْكَ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍ وَمَا يَكْفُرُ بِهَا اِلَّا الْفَاسِقُونَ  BAKARA 99.
 İşte, o peygamberler, Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. (Ey Muhammed!) Sen de onların tuttuğu yola uy. De ki: “Bu tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum. O (Kur’an), bütün âlemler için ancak bir uyarıdır.” اُولٰـئِكَ الَّذٖينَ هَدَى اللّٰهُ فَبِهُدٰیهُمُ اقْتَدِهْ قُلْ لَا اَسْپَلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٰى لِلْعَالَمٖينَ ENAM 90.
Kalplerinde hastalık olanların ise, pisliklerine pislik katmış (küfürlerini artırmış), böylece kâfir olarak ölüp gitmişlerdir. وَاَمَّا الَّذٖينَ فٖى قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ فَزَادَتْهُمْ رِجْسًا اِلٰى رِجْسِهِمْ وَمَاتُوا وَهُمْ كَافِرُونَ TEVBE 125.
Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman, o kâfirlerin yüz ifadelerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: “Şimdi size bu durumdan daha beterini haber vereyim mi: Ateş.. Allah, onu kâfirlere vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!” وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ تَعْرِفُ فٖى وُجُوهِ الَّذٖينَ كَفَرُوا الْمُنْكَرَ يَكَادُونَ يَسْطُونَ بِالَّذٖينَ يَتْلُونَ عَلَيْهِمْ اٰيَاتِنَا قُلْ اَفَاُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذٰلِكُمْ اَلنَّارُ وَعَدَهَا اللّٰهُ الَّذٖينَ كَفَرُوا وَبِئْسَ الْمَصٖيرُ HAC 72.
Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? هَلْ اُنَبِّئُكُمْ عَلٰى مَنْ تَنَزَّلُ الشَّيَاطٖينُ Onlar, her günahkâr yalancıya inerler. تَنَزَّلُ عَلٰى كُلِّ اَفَّاكٍ اَثٖيمٍ ŞUARA 221-222

BERAT ETTİR BENİ YA RAB'BİM, İSTEYEN KARDEŞLERİMİDE!


BERAT ETTİR BENİ YA RAB'BİM, İSTEYEN KARDEŞLERİMİDE!


YA! RAB'BİM SIĞINDIM RAHMET-MAĞFİRET-BEREKET VE HİDAYETİNE İHSANINI ESİRGEME..

ALLAH'IM cc BANA ACI MERHAMET ET VE BENİ HÜSRANA UĞRAYANLARDAN ETME'
Hz Ebu Hureyre (ra)' dan rivayetle:

"Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah'ın doksan dokuz ismi vardır Kim bunları ezberlerse cennete girer Allah (cc) tektir, teki sever"
Bir rivayette: "Kim o isimleri sayarsa cennete girer" buyurmuştur 

BERAT BULMAK İÇİN; ANLAMAK KAVRAMAK ŞUURLANMAK YALVARMAK İSTEMEK VE İNŞALLAH NAİL OLMAK ÜZERE HAK YOL ÜZERE GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR KUL OLMA YOLUNA GİRMEK VAR.

Berat Kandili gecesinin, dört adı vardir. “Mübarek gece”, “Berae gecesi” “Sakk gecesi”,

“Rahmet gecesi”. Ve denildi ki bununla Kadir Gecesi arasinda kirk gün vardir.

Berae ve Sakk gecesi denilmesi hakkinda da denilmistir ki, haraç tamamen
alindigi zaman beraetlerini (temize çikmalarini) dile getiren bir sakk (bir
sened) yazildigi gibi, Allah Teâlâ da bu gece mümin kullarina beraet yazar . Ve
denilmistir ki:

Bu gecenin bes özelligi vardir:

Bu gecede önemli islerin seçimi ve ayirimi yapilir.

Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardimci olmasi amaciyla Allah tarafindan
melekler gönderilir.

Bu gece bagislanma ve af gecesidir.

Bu gecede yapilan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.

Bu gecede Peygamberimize sefaat yetkisinin tamami verilmistir. Bu yetkinin
üçte biri Saban’in onüçüncü günü, üçte biri Saban’in ondördüncü günü, geri kalan
üçte biri de Saban’in onbesinci günü verilmistir.

Sevgili Peygamberimiz sav. buyuruyor:

” Her kim bu gece yüz rekat namaz kilarsa yüce Allah ona yüz melek gönderir.
Otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu ona cehennem azabindan teminat verir. Otuzu da
ondan dünya afetlerini savarlar, O’nu da ondan seytanin tuzaklarini hilelerini
savarlar. ”

” Yüce Allah bu gece ümmetine öyle rahmet eder ki Kelb kabilesinin koyunlarinin
killari sayisinca. ”

” Yüce Allah bu gece bütün müslümanlara magfiret buyurur ancak kâhin, sihirbaz,
yahut çok kin güden veya içkiye düskün olan, yahut ana-babasini inciten, veya
zinaya israrla devam eden müstesna. ”

’Saban ayinin 15. gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü
yüce Allah, bu gece dünya semasina rahmetiyle tecelli eder ve; ‘tevbe eden yok
mu! Onu affedeyim. Rizik isteyen yok mu, ona rizik vereyim, hastaligindan sifa
isteyen yok mu ona sifa vereyim. Yok mu sunu isteyen yok mu bunu isteyen’ der.
Bu durum, sabaha kadar devam eder ‘

’ Ameller, bu ayda âlemlerin Rabb’i yüce Allah’a arz edilir. Ben de amellerimin
oruçlu iken Allah’a arzedilmesini isterim ‘

Rahmeti gazabini geçen Yüce Rabb’imizin hayir ve bereketini, af ve magfiretini
yagmur gibi üzerimize yagdirdigi bu mübarek geceyi firsat bilip tevbe, dua ve
niyaz ile geçirmeli; bu ilâhî ziyafetten faydalanmak için elimizden gelen
gayreti göstermeliyiz.

Insanlarin bir sene içerisindeki riziklari, zengin veya fakir olacaklari ve
ecelleri gibi mühim hususlar o gece içerisinde meleklere bildirilir. O geceyi
ibâdet ve tâatla geçirmek ve nafile namaz kilmak sevaptir. Nitekim Peygamber
Efendimiz bu geceyi ibadetle geçirmis ve dua etmistir:

Geçtigimiz yil, Berat gecesine erisip de ölümü akillarindan bile geçirmeyen
birçok insan, dünyadan göçüp gitmistir. Ölüm, herkes için mukadderdir.
Hiçbirimizin, bir sene daha yasayacagina garantisi yoktur. O halde, yüce
Allah’in bizlere bahsettigi Berat gecesi gibi mübarek vakitleri güzelce
degerlendirelim. Bu vakitlerin, bir ganimet oldugunu bilelim. Yüce Rabbimizin,
her zaman açik olan tevbe kapisina yönelelim. Bu geceyi, gafletle geçirmeyelim.
Yakinlarimizi, komsularimizi, yoksullari görüp gözetmeyi unutmayalim.
Birbirimize, sevgi ve saygi gösterelim. Hep iyilige yönelelim.

Berâat Gecesi, bu gecede hiç olmazsa bir tesbih namazi kilinir.

Berâat gecesinde 100 rek’atli hayir namazi vardir ki, kilan kimse o sene
ölürse, sehitlik mertebesine nâil olur..

SÜNNET NEDİR? BİLMEYENLER HEMEN OKUSUN


SÜNNET NEDİR? BİLMEYENLERE HEDİYEM OLSUN

SÜNNET NEDİR? BİLMEYENLERE HEDİYEM OLSUN!..
BİLMEDİĞİ ŞEYLERİ YOK  SAYANLARA RAB!BİMİZ DEN ACİL ŞİFA DİLERİM.
MÜSLÜMAN DELİL BELGE. OLMADAN KENDİNDEN UYDURUP KONUŞMAZ! BÖYLECE KONUŞMAYA ANLATIP ÖĞRETMEYE ÇABA SARF EDERKEN ORTAMI TERK, İLMİ İNKAR, ... GİBİ CEHALETİNİ  BİR ŞEY SANAN LARADA HİDAYET DİLERİM RABBİMDEN..

ÖNCE AYETLER:
ALLAH'IN cc SÜNNETİ VAR...! İŞTE BÖYLE..
 Daha önce gelip geçen (bu tür günahkar)lar için Allah'ın tatbik ettiği yol budur; ve sen Allah'ın tatbikatında bir değişiklik göremezsin!
   سُنَّةَ اللّٰهِ فِى الَّذٖينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلُ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْدٖيلًا   AHZÂB 62

 Bu da, yeryüzünde kibirlenmeleri ve kötü hileleri yüzündendi. Halbuki fena bir kuruntu, ancak sahibinin başına geçer. O halde evvelkilerin sünnetinden (inkârcıların başına gelen azabdan) başka ne gözetirler? Sen Allah’ın sünnetinde, (kâfirlere azap kanununda) aslâ bir tedbil bulamazsın. Allah’ın sünnetinde bir tahvil de bulamazsın.
  اِسْتِكْبَارًا فِى الْاَرْضِ وَمَكْرَ السَّيِّئِ وَلَا يَحٖيقُ الْمَكْرُ السَّيِّئُ اِلَّا بِاَهْلِهٖ فَهَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا سُنَّتَ الْاَوَّلٖينَ فَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّتِ اللّٰهِ تَبْدٖيلًا وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّتِ اللّٰهِ تَحْوٖيلًا
Elmalılı-orijinal 35:43 Yer'de bir kibirlenme ve bir sui kasd düzeni, halbuki fena düzen ancak sahibinin başına geçer, o halde evvelkilerin sünnetinden başka ne gözetirler. O halde Allahın sünnetine bir tebdil bulamazsın, Allahın sünnetine bir tahvil de bulamazsın   FATIR 43

(Bu,) Allah'ın öteden beri sürüp giden sünnetidir. Sen Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın.   سُنَّةَ اللّٰهِ الَّتٖى قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلُ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْدٖيلًا    FETİH 23

PEYGAMBER EFENDİMİZİN SÜNNETLERİNDE DERLENDİ. 
1. Selamı yaymak. selam, kelamdan önce gelir. 

2. Selamla birlikte samimiyetle, tebessüm ederek musafahada bulunmak. 

3. yemeğe besmele ile başlamak, allah’ın sonsuz ikram ve nimetlerini tefekkür ederek yemek, sonunda da hamd etmek. 

4. Yemekte tabağın kendi önümüze gelen tarafından yemek. 

5. Yerde bir sofra bezinin üstünde yemek. ihtiyaç olduğu 
takdirde masada da yenilebilir.

6. Yemeğe sofradakiler ile beraber başlamak.

7. Acıkmadıkça yememek, tam doymadan yemeği bırakmak.

8. Tabağa az yemek koydurtup artık bırakmamak.

9. Sofrada sağ dizi dikip, sol dizi yere yatırmak.

10. Konuşmaya allah’ın adıyla başlamak ve allah’ın adıyla bitirmek.

11. Hayırlı işlerde sağı, adi işlerde solu kullanmak.

12. Eve girince ilk söz ev halkına selam vermek olmalıdır.

13.Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak.

14. Musafaha ile birlikte, hürmet, samimiyet ve şefkate vesile olan kucaklaşmalar yapılabilir. süfli hisleri uyandıracak sarılmalar caiz değildir.

15. Musafahada önce eli uzatan çekmelidir. biz çekersek buluşmadan memnuniyetsizlik manası çıkabilir.

16. İlmiyle amil din adamları ile adil devlet başkanlarının eli öpülür,

17. Hediyeleşmek ve gelen hediyeye aynıyla veya daha güzeliyle karşılık vermek.

18. Az gülmek, gülünce kahkaha ile değil, tebessüm ederek gülmek. mütebessim olmak.

19. Çoğu zaman susmak, tefekkür etmek, ihtiyaç olunca konuşmak.

20. Tane tane, orta bir ses tonuyla konuşmak. çok mühim şeyleri üç defa tekrar etmek.

21. Saf ipek ve saf altın ümmet-i muhammed’in erkeklerine haram kılınmıştır.

22. Nefsi ve dünyalık bir şey için öfkelenmemek. bir hak zayi olduğunda ve uhrevi meselelerde, allah ve din hakkı için öfkelenmek.

23. Doğru sözle şaka ve mizah yapmak.

24. Boş işler (malayani) ile iştigal etmemek.

25. Uyku için yatınca önce sağ tarafına yatmak, sağ yanağını sağ avucunun içine koymak ve o günün muhasebesini yapmak.

26. Yüzükoyun yatmamak.

27. Yatağa girdiğinde avuçları açık olarak birleştirerek ihlas, felak ve nas surelerini okuyup avucunun içine üfleyip sonra bütün vücudunu sıvazlamak, bunu üç defa tekrarlamak.

28. Beyaz giymek.

29. Mest giymek.

30. Ayakkabı giyerken önce sağdan başlamak, çıkarırken de önce soldan çıkarmak.

31. Takke ve sarıkla başı kapatıp namazı öyle kılmak.

32. Soğan ve sarımsak kokusuyla mescid ve meclislere yaklaşmamak.

33. Üzerinde kudsi kelimeler ve ayetler yazılı eşya ile tuvalet ve pis yerlere girmemek.

34. Misafire elinde bulunandan ikramda bulunmak. misafir ve ziyaretçileri temiz bir kılık kıyafetle karşılamalı.

35. Aksırınca sesi az yükseltip, “elhamdülillah” demek. böyle diyene de “yerhamükellah” demek. bize dediklerinde “yehdina ve yehdikümüllah” diye cevap vermek. bu üçe kadar böyle mukabele şeklinde devam edebilir. üç defadan fazla aksıran olursa, nezleden aksırmıştır ve mukabele gerekmez.

36. Esnemeyi mümkün olduğu kadar gizlemek. ağzı elle kapayarak gidermeye gayret etmek. namazda iken esneme gelirse, ayakta ise sağ elin, diğer hallerde ise sol elin tersi ile ağzı kapatmak münasip olur.

37. Davete icabet ve hediyeyi kabul etmek.

38. Kapıyı üç defa vurmak, cevap verilmezse geri dönüp gitmek. “kim o?” diye sorulduğunda, “benim.” dememek, kendimizi açık bir şekilde tanıtmak, maksadımızı belirtmek. kapının tam karşısında durup içeriyi gözleme durumunda bulunmamak. biraz kenarda durarak, ailedeki mahremiyeti görmekten içtinap etmek.

39. Ayakta bevletmemek. tuvalette idrar saçıntısından, korunmak. hadiste kabir azabının çoğunun idrar saçıntısından ileri geldiği bildirilmiştir. tuvalete ihtiyaç için oturduğu vakit ön ve arkanın kıbleye karşı dönük olmaması gerekir.40. banyo yapılan yere bevletmemek. çünkü vesvesenin çoğu bundandır.

41. İnsanların istifade ettiği gölgeliklere, yol ve yol kenarlarına, çeşme ve pınarlara bevletmemek, pisletmemek ve de tükürmemek. hadiste, bunu yapanların lanetlenmesinden korkulacağı bildirilmiştir.

42. Kasık ve koltuk altı temizliğine titizlik göstermek. buralardan ayrılan parçalar temizken ayrılmasına da dikkat etmeli ve cünüp iken buraları tıraş etmemelidir. bu tür temizlik caiz olsa da sünnete uygun değildir.

43. Büyük ve umumi banyolarda tesettürle yıkanmalı, peştamal kullanılmalı.

44. Mümkünse her abdest alışta misvak (fırça) kullanmak.

diyanet işleri başkanlığının neşrettiği misvak hadisi tercümesinde şöyle bir hüküm mevcuttur: “misvaktan kasıt dişlerin temizlenmesi, ağız içindeki kötü kokunun giderilmesi ve mikropların yok edilmesidir. bunu temin eden erek ağacından başka fırçalar da varsa, o da misvak yerini tutar.”

45. Emin ve muttaki insanlarla istişare etmek, neticedeki karara tevekkülle uymak.

46. Cömertlik. “cömert allah’a yakın, cimri ise allah’a uzaktır. cömertlik kökü cennette olan bir ağacın dünyaya sarkmış dalıdır. kim o dala tutunursa o dal onu cennete çeker.”

47. Çok tefekkür etmek. “tefekkür gafleti izale eder. ölümü tefekkür etmek fani lezzetleri acılaştırır. eşyanın üzerindeki fena damgasını gösterir.”

48. Borçlanmalarda durumu yazıyla veya bir şahitle tevsik etmek. böyle bir tedbir asla itimatsızlık sayılmaz. anlaşmalarda değişik tevil ve tefsirlere yol açacak boşluklar bırakılmamalıdır. durumu net olarak tespit etmek lazımdır.

49. Bir yakını vefat eden müslüman kardeşini teselli ederek taziyede bulunmak. “allah merhuma rahmet etsin.” şeklinde dua yapılır. taziye ziyareti vasati üç gün içinde yapılır. üç günden sonraki ziyaretlerde vefatı hatırlatıp hüznü deşmek uygun olmaz. evinden cenaze çıkan kimseler üzüntüden dolayı yemek hazırlayıp sofra kuramazlar. bunun için vefalı komşular bir müddet bu eve yemek getirirler. böylece hüzünlerine ortak olduklarını fiilen göstermiş olurlar. cenaze sahibi üç gün kendisine kolayca erişilebilecek bir ortam hazırlar ve böylece kardeşlerinin taziyede bulunabilmelerine imkan tanınmış olur

50. Ölmüş kimseleri hayırla yad etmek.

51. Mevtanın ardından yüksek sesle ve çırpınarak, saç baş yolarak ağlamamak. böyle yapmak kadere itiraz ve cenabı hakkın takdirini itham etmek olur. ayrıca bu mevtaya iyilik değil azaba vesile olur.

52. Sekerat halindeki hastalara “la ilahe illallah, muhammedün rasulullah.” şeklinde telkinde bulunmak. hastanın dudaklarını temiz ve ıslak bir bezle sulandırıp kurumamasını sağlamak. ölüm vaki olup son nefes verilince, okumalar durdurulur ve cenazenin uzağında devam edilebilir. çenesinin açık kalmaması için mendil ve benzeri şeylerle başa bağlanır. gözleri açık ise kapatılır.

53. Kabirleri ziyaret etmek. gafleti dağıtır ve uhrevi tefekküre vesile olur. kabristanın kapısına yaklaşınca, kabir halkına gizlice selam verilir. “ey kabir sakinleri, esselamu aleyküm. sizler bizden önce geldiniz, bizler de sizleri takip edeceğiz. size allah’tan af ve mağfiret dileriz.” şeklinde selam ifade edilebilir. sonra ziyaret edilecek merhumun ayakucu tarafından yaklaşılır. yüzüne müteveccihen veya kıbleye karşı durulur. kur’an ve dualar okunabilir.

54. Hasta akraba, dost ve arkadaşları ziyaret etmek. onlara teselli ve ümit vermek. ziyareti uzun tutmamak. hastanın hoşa gitmeyecek hallerini başka yerde anlatmamak.

55. Sıla-i rahimde bulunmak. “akrabayla alakayı kesen bir kimsenin bulunduğu meclise allah’ın rahmeti inmez.”

56. Zemzem suyunu hürmeten ayakta ve kıbleye karşı dönerek içmek.

57. Anne-babaya itaat etmek, onlara ihsanda bulunmak, kalplerini kırmamak ve hayır dualarını almak.





İNSANLARINDA KENDİ SÜNNETLERİ VARDIR.




Hz. Ali buyuruyor ki:
ınsanın yanında Allah'ın, Rasulullah'ın ve evliyanın sünneti olmalıdır.

Allah'ın sünneti:
Sır saklamaktır.

Rasulullah'ın sünneti:
ınsanları idare etmektir.

Evliyanın sünneti:
ınsan elinden gelen sıkıntılara sabretmektir....

HER İNSANIN ADET, TAVIR VİRİDLERİ VE KENDİ SÜNNETLERİ VARDIR..

Sünneti yalnızca, sağ el ile yemek, sol ayakla tuvalete gitmek ve sakal bırakmak sananlara BİRAZ PARA VE İŞİNİZ KADAR DİNİNİZİDE ÖĞRENİN DENMEZMİ?

ALLAH'DAN cc BAŞKASINA BAĞLILIK KUR'AN DA VARMI?


ALLAH'DAN cc BAŞKASINA BAĞLILIK KUR'AN DA VARMI?

ALLAH'DAN cc BAŞKASINA BAĞLILIK KUR'AN DA VARMI?

Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. O’ndan başka ilâh yoktur. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir.   وَاِلٰـهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّحٖيمُ 
   Sizin İlâhınız, (zât ve sıfatında ortağı olmayan) tek Allah’dır. Ondan başka ilâh yoktur; Rahmandır= dünyada bütün mahlûkatı esirgeyendir, Rahîmdir= ahirette yalnız müminlere rahmet edendir. 
BAKARA 163


Kureyş’in ileri gelenleri (birbirlerine): “Haydi yürüyün, ilâhlarınıza (putlarınıza ibadete) devam edin. Doğrusu, arzu edilecek olan budur.” diyerek (meclisten) ayrılıp gittiler.   وَانْطَلَقَ الْمَلَاُ مِنْهُمْ اَنِ امْشُوا وَاصْبِرُوا عَلٰى اٰلِهَتِكُمْ اِنَّ هٰـذَا لَشَیْءٌ يُرَادُ   SÂD 6

Siz kendinizi unutarak diğer insanlara erdemli olmayı mı öğütlüyorsunuz -hem de ilahi kelamı okuyup durduğunuz halde?- Siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız?   اَتَاْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبِرِّ وَتَنْسَوْنَ اَنْفُسَكُمْ وَاَنْتُمْ تَتْلُونَ الْكِتَابَ اَفَلَا تَعْقِلُونَ   BAKARA 44

Bunların bir de okuyup yazma bilmeyen kısmı vardır ki, kitabı, kitabeti bilmezler, ancak bir takım kuruntu yığını hayaller kurar ve sadece zan ardında dolaşırlar.   وَمِنْهُمْ اُمِّيُّونَ لَا يَعْلَمُونَ الْكِتَابَ اِلَّا اَمَانِىَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَظُنُّونَ   BAKARA 78

Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.”   قُلْ اِنَّ صَلَاتٖى وَنُسُكٖى وَمَحْيَایَ وَمَمَاتٖى لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ   EN'ÂM 162

Allah’ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi (yaratılmış) kullardır. Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler).   اِنَّ الَّذٖينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ عِبَادٌ اَمْثَالُكُمْ فَادْعُوهُمْ فَلْيَسْتَجٖيبُوا لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ   A'RAF 194

Göklerde ve yerde olan herkes istisnasız, kul olarak Rahmân'a gelecektir.   اِنْ كُلُّ مَنْ فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ اِلَّا اٰتِى الرَّحْمٰنِ عَبْدًا   MERYEM 93
KULLARA MAHLUKLARA KULLUK EDİP BAĞLANIP MEDET UMANLARA NE DEMELİ?

De ki: “Ey cahiller! Siz bana Allah’tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?”   قُلْ اَفَغَيْرَ اللّٰهِ تَاْمُرُونّٖى اَعْبُدُ اَيُّهَا الْجَاهِلُونَ   ZÜMER 64


Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.   وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ   ZÂRİYÂT 56
BU DURUMDA NEDEN KENDİN GİBİ GÜNAHA MÜSAİT KULLARA BAĞLANIP RABBİNİN HÜKMÜNDEN MAHRUM VE UZAK KALIP RAST GELE YORUM VE İDEOLOJİK... KUSURLULARA... BAĞLANIP İSLAM ÜMMETİNİ PARÇALIYORSUN? NEDEN? SENDEN BAŞKA MÜSLÜMANMI BEĞENMİYORSUN... YOKSA ALLAH'DAN cc BAŞKA SANA YOL GÖSTEREN YÖNLENDİREN EFENDİLERİNMİ.. ŞEYTANLARINMI İLAHIN OLMUŞ...?

BU AYETLERLE AŞAĞIDAKİ ALINTI ARASINDA NASIL BİR FİKRE SAHİP OLURUZ?...


Rabıta, “bağ, münasebet ilgi, alâka, bağlılık, mensub olmak...” gibi anlamlara gelir. Kendi şahsiyetinden sıyrılıp, sözgelimi şeyhin veya Resulullah’ın şahsiyetiyle bütünleşme, bir bağ kurma şeklinde uygulanır. 
Malum olduğu üzere, seven sevdiğini hayal eder. Onu kendine yakın hisseder. Hatta rüyalarında bile onunla olur. Onunla aynîleşmek ister. Usta-çırak, hoca-öğrenci münasebetleri de rabıtayla alakalıdır. Çırak ustasının hareketlerini, öğrenci hocasının söylediklerini hatırlamaya, sanki tekrar o ana dönmeye gayret eder.

İşte, bir müridin mürşidini hatırlaması da böyle bir rabıtadır. Bu rabıta, mürşidin suretine değil, o vücudda sergilenen İslamî özellikleredir. Daha doğrusu, öyle olmalıdır. (1) Böyle bir rabıta, mürşitteki kemâl vasıflarının müride yansımasına sebebiyet verecektir. Buna, “fena-fişşeyh” denir. Fakat mürid orada kalmamalı, “fena-firrasul” ve “fena-fillah” makamlarına yükselmeye gayret etmelidir. Yani, şeyhinde fâni olan bir mürid, ondaki güzel özellikleri kazanıp, ondan peygamberde fâni olmaya yönelmeli, daha sonra da, Allah’ta fâni olmalıdır.  

Bu fena (fani olma) halleri zevkî birer mesele olmakla birlikte, herkes için şu manada uygulanabilir: Bir insan kendi reyini, fikrini bırakıp hocasının, üstadının yahut şeyhinin iradesini kendi iradesine tercih ederse bu zatlarda fani olmuş olur. Aynı şekilde, bütün işlerini, hallerini ve sözlerini Allah Resulünün sünnet çizgisine göre ayarlarsa Peygamberimizde fani olmuş olur. Allah’ın emir ve yasaklar manzumesini çok iyi kavrayıp hayatının bütün safhalarının buna göre yönlendirdiği taktirde de fena-fillah makamından bir pay elde etmiş olur. 
Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.   وَلَقَدْ بَعَثْنَا فٖى كُلِّ اُمَّةٍ رَسُولًا اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاجْتَنِبُوا الطَّاغُوتَ فَمِنْهُمْ مَنْ هَدَى اللّٰهُ وَمِنْهُمْ مَنْ حَقَّتْ عَلَيْهِ الضَّلَالَةُ فَسٖيرُوا فِى الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّبٖينَ   NAHL 36

Allah'ın kendisine kitap, bilgi ve peygamberlik vermiş olduğu hiçbir kişinin kalkıp da insanlara: «Allah'a değil bana kul olun» diyebilme yetkisi yoktur. Ancak: «Kitabı öğretmekte ve ders alıp vermekte olmanız sebebiyle Allah yolunun erleri olunuz!» der.   مَا كَانَ لِبَشَرٍ اَنْ يُؤْتِيَهُ اللّٰهُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُوا عِبَادًا لٖى مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلٰـكِنْ كُونُوا رَبَّانِيّٖنَ بِمَا كُنْتُمْ تُعَلِّمُونَ الْكِتَابَ وَبِمَا كُنْتُمْ تَدْرُسُونَ   ÂLİ IMRÂN 79
Onun size, “Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin.” diye emretmesi de düşünülemez. Siz müslüman olduktan sonra, o size hiç inkârı emreder mi?   وَلَا يَاْمُرَكُمْ اَنْ تَتَّخِذُوا الْمَلٰئِكَةَ وَالنَّبِيّٖنَ اَرْبَابًا اَيَاْمُرُكُمْ بِالْكُفْرِ بَعْدَ اِذْ اَنْتُمْ مُسْلِمُونَ   ÂLİ IMRÂN 80

Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki, ona şöyle vahyetmiş olmayalım: «Gerçek şu ki benden başka ilâh yoktur. Onun için bana ibadet edin.»   وَمَا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا نُوحٖى اِلَيْهِ اَنَّهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنَا فَاعْبُدُونِ   ENBİYÂ 25
Sizler ve taptığınız şeyler! Hiçbiriniz, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıp saptıramazsınız.   فَاِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ    مَا اَنْتُمْ عَلَيْهِ بِفَاتِنٖينَ    اِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ الْجَحٖيمِ   SÂFFÂT 161-163

HİCRET-MUHACİR OLMAK SENCE NE Kİ? ENSAR-YARDIMCI NE DEMEK?


HİCRET-MUHACİR OLMAK SENCE NE Kİ? ENSAR-YARDIMCI NE DEMEK?

SELAMUN ALEYKÜM      سلام عليكم  
      KARDEŞLİK BAĞI İSLAM İLE OLUŞMUŞ MÜ'MİNLER, BİRİBİRLERİNE YARDIMCIDIR-ENSAR GİBİ KENDİLERİNE HİCRET EDEN MUHACİRLER-ÜMMETTEN KARDEŞLERİNEDE ÇOK MERHAMETLİDİRLER.   


  • KÜFRÜN ZULÜM ETTİĞİ YERDE DURMA MÜSLÜMANLARA KATIL FİTNE VE NİFAK ÇIKARMA!  
  • Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. O hâlde, ancak bana kulluk edin.   يَا عِبَادِىَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا اِنَّ اَرْضٖى وَاسِعَةٌ فَاِيَّایَ فَاعْبُدُونِ   ANKEBÛT 56   
  •  İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.   اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَالَّذٖينَ هَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ اُولٰـئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَتَ اللّٰهِ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖيمٌ   BAKARA 218      
  •   Sonra şüphesiz ki Rabbin, eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.    ثُمَّ اِنَّ رَبَّكَ لِلَّذٖينَ هَاجَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا فُتِنُوا ثُمَّ جَاهَدُوا وَصَبَرُوا اِنَّ رَبَّكَ مِنْ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَحٖيمٌ    NAHL 110  
  •  İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir. İman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar, onların velayetleri size ait değildir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmek üzerinize borçtur. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.   اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ وَالَّذٖينَ اٰوَوْا وَنَصَرُوا اُولٰـئِكَ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَلَمْ يُهَاجِرُوا مَا لَكُمْ مِنْ وَلَايَتِهِمْ مِنْ شَیْءٍ حَتّٰى يُهَاجِرُوا وَاِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِى الدّٖينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ اِلَّا عَلٰى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مٖيثَاقٌ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصٖيرٌ    ENFÂL 72  
  •  Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahiret mükâfatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi..   وَالَّذٖينَ هَاجَرُوا فِى اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا لَنُبَوِّئَنَّهُمْ فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَلَاَجْرُ الْاٰخِرَةِ اَكْبَرُ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ    NAHL 41   
  • Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.    اِنَّ الَّذٖينَ تَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰئِكَةُ ظَالِمٖی اَنْفُسِهِمْ قَالُوا فٖيمَ كُنْتُمْ قَالُوا كُنَّا مُسْتَضْعَفٖينَ فِى الْاَرْضِ قَالُوا اَلَمْ تَكُنْ اَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُوا فٖيهَا فَاُولٰئِكَ مَاْوٰیهُمْ جَهَنَّمُ وَسَاءَتْ مَصٖيرًا   NİSA 97   
  • KALBİNİ, DİLİNİ, BEDENİNİ, SEVDİKLERİNİ, MALINI, RUHUNU, CANINI, TÜM VARLIĞINI ALLAH cc YOLUNDA HİCRET ETTİR...  BÖLGENİ, BİLGİNİ, İLGİNİ NEDEN KENDİ KURTULUŞUN -İSLAM YOLUNDA KULLANMIYORSUN...  BULUNDUĞUN ZULÜM VE KÜFÜR KARANLIĞINDA, BELDESİNDE, GRUBUNDA BOĞULUP ÖMUR ZAYI EDİYORSUN?...
  • GEL SENDE MÜSLÜMANLARLA TEVHİD ÇATISI ALTINDA YA ŞEHİD!.. YA GAZİ!  OL...GÜCÜN VARLIĞIN İSLAM DİYARINDA DEĞER BULSUN...
  • RABBİMİZ İBADETLERİMİZİN TAKVİMİNİ HİCRET KELİMESİNDE UNUTMUYALIM DİYE HEP CANLI VAR ETMİŞKEN KÖR OLMAKTA NİYE? 
     
Allâme İmâm Abdulazîz b. Bâz rahimehullah’a soruldu:

Soru: İnsanlardan birçoğu “Şefaat yâ Muhammed” demektedirler. Bu söz şirk midir?

Cevap:
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’den veya ondan başka herhangi bir ölüden şefaat taleb etmek câiz değil ve ilim ehli indinde bu, büyük şirktir. Çünkü o aleyhissalâtu vesselâm öldükten sonra hiçbir şeye mâlik değildir. Yüce Allah şöyle buyurur: «De ki: “Şefaat tümüyle Allah’a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Sonra yalnız O’na döndürüleceksiniz.” .»
قُلْ لِلّٰهِ الشَّفَاعَةُ جَمٖيعًا لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ   [Zümer, 44]
 O hâlde şefaat, Allah subhânehu ve te‘âlâ’nın mülküdür. Ne Nebî sallallahu aleyhi ve sellem, ne de ondan başka ölüler, şefaat hususunda veya dua hususunda ya da bunlardan başka herhangi bir şey hakkında ölümden sonra tasarruf sahibi değillerdir. Kişi öldüğü zaman, üç şey müstesnâ ameli kesilir: «Sadaka-i câriye, kendisinden faydalanılan ilim, ona dua eden sâlih çocuk.» Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e arzedileceğine dâir delîl bulunan yegâne husus salât ve selâmdır. Bundan dolayı şöyle buyurmuştur: «Bana salât edin. Çünkü nerede olursanız olun, bana salâtınız ulaştırılır.»

Ümmetinin amellerinin ona arz edildiğine, onlar içinden hayır olanları görünce hamd ettiğine, şerleri görünce bizim için istiğfarda bulunduğuna dâir hadîse gelince; bu hadîs zayıftır, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’den sahîh olarak rivâyet edilmemiştir. Sahîh bile olsaydı, ondan şefaat taleb edebileceğimize delâlet etmez.

Sözün özü, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’den veya ölülerden herhangi birinden şefaat taleb etmek câiz olmayan bir iştir ve şer‘î kâide uyarınca büyük şirk çeşitlerindendir. Çünkü ölüden, kâdir olmadığı bir şeyi taleb etmek; meselâ ondan hastanın şifâya kavuşmasını, düşmana karşı zaferi, sıkıntıda olanlara yardım etmesini ve benzeri şeyleri taleb etmek; bütün bunlar büyük şirk çeşitlerindendir. Bu talebin Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’den, Şeyh Abdulkâdir’den, şundan veya bundan, Bedevî’den, Hüseyn’den veya başka herhangi birinden olması arasında herhangi bir fark yoktur. Ölüden yapılan bu taleb câiz olmayan bir iştir ve şirk çeşitlerindendir.

Ölüye ancak –eğer müslüman ise- rahmet okunur. Onun için mağfiret ve rahmet duası yapılır. Müslümanın Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e salât ve selâm getirmesi ve onun için dua etmesi gerekir. Ondan meded, şefaat veya düşmana karşı zafer istemek ise, câhiliyye ehlinin ve şirk ehlinin amellerindendir. Müslümanın bu konuda uyanık olması ve böyle bir işten sakınması gerekir.

 ...Fetâvâ Nûrun ale’d-Darb (1/392)

Derleyenler: Prof. Dr. Abdullah et-Tayyâr ve Muhammed el-Mûsâ
ALINTIDIR:

DELİLİ BİLGİSİ OLAN KARDEŞLERİMİZ ADABINA UYGUN YORUM YAPABİLİR:

BU DÜNYA ALEMİ, ÖNCEKİ (ANA RAHMİ) ALEM VE SONRAKİ BERZAH ALEMİ FARKLI ALEMLERDİR.
BU KISMI VAHDEDDİN HOCA YAZDI.

Ölen kimse dünyayla irtibat kurabilir mi? Mezarına gelenleri görebilir mi? Berzah (ka Mumsema Ölen kimse dünyayla irtibat kurabilir mi? Mezarına gelenleri görebilir mi? Berzah (kabir) hayatı.


Bedenler genellikle çürüyüp toprak olduğu ve ruhlar baki kaldığı için "ruhlar alemi" de denilen ölümden sonraki hayat, gaybi konulardandır. Hayatta olan insan ile berzah alemine göçmüş olan kişi ayrı ayrı alemlerdedir. Berzah alemindekilerin de kendilerine göre bir hayatı vardır, lezzetleri, elemleri, ferah ve sevinçleri hisseder. Fakat henüz madde aleminde bulunanlar ruhun bedenden sonraki hayatını ve orada kişinin neler hissettiğini, nelerle karşılaşacağını normal duyularıyla hissedip bilemez. Bu hususu, ancak ilahi gerçeklere vakıf olan Peygambermizden öğreniriz.

Mümin ruhların berzah aleminde bir birleriyle görüştüklerini Peygamberimizin hadislerinden anlamaktayız. Ayrıca ölülerin hayattakilerden haber aldıkları ve kabirlerinin başına giden kimseleri gördükleri yine rivayetlerde vardır. Onlar için yapılan dua ve manevi hediyelerin kimlerden geldiğini bilebilirler. Mümin ruhlar nimet içinde oldukları için ve ruhları serbest oldukları için serbest dolaşabilirler. Ancak kafirlerin ruhları ve günahları fazla olan müminlerin ruhları azabla meşguldurlar.

Ölülere Kuran okunduğu zaman eve gelmeleri mümkün olabilir. Ancak bu her ölü için söylemek zordur.

Ölülerin Berzah aleminde birbirleriyle görüşmeleri:

Berzah alemindeki ruhlar iki kısımdır: Nimet içinde olanlar ve azapta olanlar. İbnü'l-Kayyim'in açıklamasına göre azapta olan ruhlar birbirleriyle görüşmeye fırsat bulamazlar. Onlar bir nevi tutuklu gibidirler. Ama tutuklu olmayıp serbest olan yani nimet içindeki ruhlar birbirleriyle buluşup görüşürler, birbirlerini ziyaret ederler. Dünyadaki olmuş ve olacak şeyleri müzakere ederler. Her ruh, amelde kendi dengi ve kendi derecesinde olan arkadaşlarıyla beraber olur. Hz. Peygamber sav in ruhu ise Refiku'1-A'lâ (en yüksek mertebe) dadır.

Nisa Suresi'nde:  (Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır. وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَالرَّسُولَ فَاُولٰئِكَ مَعَ الَّذٖينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّٖنَ وَالصِّدّٖيقٖينَ وَالشُّهَدَاءِ وَالصَّالِحٖينَ وَحَسُنَ اُولٰـئِكَ رَفٖيقًا  nisa 69 buyurulmuştur 
Bu beraberlik dünyada, berzahta ve âhirette olmak üzere üç yerdedir. Bu üç âlemin hepsinde de kişi sevdiği ile beraberdir.

Bu âyet-i kerimede ruhların berzah âleminde birbirlerine kavuşacakları haber verilmektedir. Çünkü bu âyetin iniş sebebi olarak şöyle bir olay anlatılmaktadır: Ashaptan biri, öldükten sonra Hz. Peygamber sav in makamının kendilerinden çok yüce olacağını ve Hz. Peygamber sav  den ayrı kalacaklarını düşünerek üzülmüş ve ağlamış. Üzüntüsünün sebebini soran Hz. Muhammed'e sav: "Biz dünyada senden ayrılmaya hiç tahammül edemiyoruz va Rasulullah. Öldükten sonra senin merteben bizden yüce olacağı için seni göremeyeceğiz. Senin ayrılığına nasıl tahammül edebilirim?" diye derdini açar. Bu olay üzerine yukarıdaki âyet nâzil olmuş  ve Allah'ı ve Rasulullah'ı sevenlerin berzah âleminde ve âhirette de, dünyadaki gibi, Hz. Rasûl ile birlikte olacakları bildirilmiştir.

xxxxxxxxxxxxxxxxxİNSAN ALLAH'DAN cc DEĞİLDE YARATTIKLARINDAN MEDET UMMASI YARDIM ŞEFAAT İSTEMESİ NE ANLAMA GELİR? ...VAHDEDDİN HOCA...
SEN ALLAH'DAN cc İSTE RABBİN YARATTIKLARINDAN DİLEDİĞİNE (İNSAN,MELEK HER ŞEY..) GÖREV VERİR.. ANLAŞTIKMI?xxxxxxxxxxxxxxxxx

ALLAH'DAN cc BAŞKA DOST YARDIMCI ilah rab mevla EDİNMEYİN. 
İşte bu, Allah’ın hidayetidir ki, kullarından dilediğini buna iletip yöneltir. Eğer onlar da Allah’a ortak koşsalardı, bütün yaptıkları boşa gitmişti. 
ذٰلِكَ هُدَى اللّٰهِ يَهْدٖى بِهٖ مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهٖ وَلَوْ اَشْرَكُوا لَحَبِطَ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ EN'ÂM 88

Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun.” 
وَلَقَدْ اُوحِىَ اِلَيْكَ وَاِلَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِكَ لَئِنْ اَشْرَكْتَ لَيَحْبَطَنَّ عَمَلُكَ وَلَتَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرٖينَ ZÜMER 65

Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra, -yakınları da olsalar- Allah’a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır, ne de mü’minlere. 
مَا كَانَ لِلنَّبِىِّ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا اَنْ يَسْتَغْفِرُوا لِلْمُشْرِكٖينَ وَلَوْ كَانُوا اُولٖى قُرْبٰى مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُمْ اَصْحَابُ الْجَحٖيمِ 
TEVBE 113
Çünkü benim velim, Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren Allah’tır. O, bütün salihlere velilik eder. 
اِنَّ وَلِيِّـیَ اللّٰهُ الَّذٖى نَزَّلَ الْكِتَابَ وَهُوَ يَتَوَلَّى الصَّالِحٖينَ 
A'RAF 196
De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah’tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese, buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah’tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar. 
قُلْ مَنْ ذَا الَّذٖى يَعْصِمُكُمْ مِنَ اللّٰهِ اِنْ اَرَادَ بِكُمْ سُوءًا اَوْ اَرَادَ بِكُمْ رَحْمَةً وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِیًّا وَلَا نَصٖيرًا AHZÂB 17

Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!
اِتَّبِعُوا مَا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا مِنْ دُونِهٖ اَوْلِيَاءَ قَلٖيلًا مَا تَذَكَّرُونَ A'RAF 3
Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi! 
مَثَلُ الَّذٖينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْلِيَاءَ كَمَثَلِ الْعَنْكَبُوتِ اِتَّخَذَتْ بَيْتًا وَاِنَّ اَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنْكَبُوتِ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ 
ANKEBÛT 41
Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

اِتَّبِعُوا مَا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا مِنْ دُونِهٖ اَوْلِيَاءَ قَلٖيلًا مَا تَذَكَّرُونَ 
A'RAF 3
İnkâr edenler, beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık. 
اَفَحَسِبَ الَّذٖينَ كَفَرُوا اَنْ يَتَّخِذُوا عِبَادٖى مِنْ دُونٖى اَوْلِيَاءَ اِنَّا اَعْتَدْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَافِرٖينَ نُزُلًا 
KEHF 102

Müslümanlar Allah tealadan peygamber efendimiz ve onun İYİ KULLARI HÜRMETİNE  YALNIZ! ALLAH'DAN cc  isteyebilir,örneğin bir müslüman,"ya rabbi beni habibin son peygamberin hürmetine afv ve mağfiret eyle" diyebilir,ve beni resulunun şefaatine kavuştur diye dua edebilir.  ANCAK ŞEFAAT ET YA RESUL  YARDIM ET EY EVLİYA DİYEMEZ  ÇÜNKİ HER YARATILMIŞ.. NE VARSA ANCAK ALLAH'A cc MUHTAÇTIR  ŞİRKE DÜŞMEDEN YALNIZ ALLAH'A cc  DUA EDELİM İSTEYELİM İNŞALLAH

Hakkımda

Fotoğrafım
https://www.facebook.com/VAHDED.HOCA SİTEMİZİ ZİYARET EDİP ÜYE OLURSANIZ ÇALIŞMALARIMIZA DESTEK VERMİŞ OLURSUNUZ ALLAH cc CÜMLE MÜMİNLERDEN RAZI OLSUN.