Adamın biri kendindeki kin ve husumetten olacak ki çekememezlik, İslam karşıtlığı ile tanınıyordu ve her fırsatta saldırıyordu.
Çiftçilik yapan bu MAHLUK, iki öküzlerinden birinin adını Ömer diğerinin adını Ebubekir koymuş, BU zavallının işledikleri duyulmuş yayılmış...
Müslümanların rahatsızlığı ve uyarısı derken iş büyümüş çareler üretilmeye başlanmış.
İÇLERİNDEN BİRİ '' SABREDİN EBUBEKİR YUMUŞAKTIR FAKAT ÖMER ONUN HAKKINDAN GELİR'' demiş.
Birkaç gün geçmemiş ki;
Ömer dediği öküzü; BoYnUz layıp gebertmiş.
Doğrusu o günahkar müşrikler, iman edenlere gülüyorlardı.
اِنَّ الَّذٖينَ اَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا يَضْحَكُونَ MUTAFFİFÎN 29
Mü’minler yanlarından geçtiğinde, birbirlerine kaş göz ederek onlarla alay ediyorlardı.
وَاِذَا مَرُّوا بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ MUTAFFİFÎN 30
Ailelerine dönerken zevk ve neşe içinde gülüşe gülüşe dönüyorlardı.
وَاِذَا انْقَلَبُوا اِلٰى اَهْلِهِمُ انْقَلَبُوا فَكِهٖينَ MUTAFFİFÎN 31
Mü’minleri gördükleri vakit, “Hiç şüphe yok, şunlar sapık kimselerdir” diyorlardı.
وَاِذَا رَاَوْهُمْ قَالُوا اِنَّ هٰؤُلَاءِ لَضَالُّونَ MUTAFFİFÎN 32
Hâlbuki onlar, mü’minlerin başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.
وَمَا اُرْسِلُوا عَلَيْهِمْ حَافِظٖينَ MUTAFFİFÎN 33
İşte bugün de mü’minler kâfirlere gülerler.
فَالْيَوْمَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا مِنَ الْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ MUTAFFİFÎN 34
Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.
عَلَى الْاَرَائِكِ يَنْظُرُونَ MUTAFFİFÎN 35
Nasıl, kâfirler yapmakta olduklarının karşılığını buldular mı?
هَلْ ثُوِّبَ الْكُفَّارُ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ MUTAFFİFÎN 36 .
AYET-İ KERİME
31 Mart 2013 Pazar
30 Mart 2013 Cumartesi
ÇİZGİNİN; YÖNÜ, BOYU, RENGİ, ŞEKLİ, HEP ÖNEMLİ
ÖNCE KENDİ ÇİZGİNİ UZAT

Öğretmen sınıftaki zeki fakat kıskanç öğrenciye :
“Niçin arkadaşlarını çekemiyor, onların
yaptıklarını bozup kavga ediyorsun?” diye sordu. ...
Öğrenci, bir süre düşündükten sonra, “Çünkü onların beni geçmelerini istemiyorum” dedi. “En iyi ben olmalıyım.
" Öğretmen, masasından kalktı, eline bir
parça tebeşir aldı ve yere 15 cm. uzunluğunda bir çizgi çekti, kıskanç öğrenciye bakarak, “Bu çizgiyi nasıl kısaltırsın?” dedi. Öğrenci bir süre bu çizgiyi inceleyip içinde çizgiyi birçok parçaya bölmek de olan birkaç yanıt verdi. Öğretmen, yanıtları kabul etmedi ve yere ilkinden daha uzun bir çizgi çekti. “Şimdi birinci çizgi nasıl görünüyor?” diye sordu.
Öğrenci utana sıkıla, “Daha kısa” diyerek başını öne eğdi. Öğretmen bu yanıt üzerine öğrencisine unutmaması gereken şu öğüdünü verdi:
Bilgini ve yeteneklerini artırarak kendi çizgini uzatman, rakibinin çizgisini bölmeye çalışmandan daha iyidir/

Öğretmen sınıftaki zeki fakat kıskanç öğrenciye :
“Niçin arkadaşlarını çekemiyor, onların
yaptıklarını bozup kavga ediyorsun?” diye sordu. ...
Öğrenci, bir süre düşündükten sonra, “Çünkü onların beni geçmelerini istemiyorum” dedi. “En iyi ben olmalıyım.
" Öğretmen, masasından kalktı, eline bir
parça tebeşir aldı ve yere 15 cm. uzunluğunda bir çizgi çekti, kıskanç öğrenciye bakarak, “Bu çizgiyi nasıl kısaltırsın?” dedi. Öğrenci bir süre bu çizgiyi inceleyip içinde çizgiyi birçok parçaya bölmek de olan birkaç yanıt verdi. Öğretmen, yanıtları kabul etmedi ve yere ilkinden daha uzun bir çizgi çekti. “Şimdi birinci çizgi nasıl görünüyor?” diye sordu.
Öğrenci utana sıkıla, “Daha kısa” diyerek başını öne eğdi. Öğretmen bu yanıt üzerine öğrencisine unutmaması gereken şu öğüdünü verdi:
Bilgini ve yeteneklerini artırarak kendi çizgini uzatman, rakibinin çizgisini bölmeye çalışmandan daha iyidir/
29 Mart 2013 Cuma
BUNLAR HAKKI ÖRTMEK İÇİN HEP UYDURDULAR
Papa, Müslüman mahkum çocuğun ayağını yıkayıp öptü
Guantanamo açlık kampı
Tazminat görüşmesini Arınç yürütecek
Putin emir verdi, donanma Karadeniz'de
Papa Francis, Paskalya öncesi Roma’daki Casal del Marmo çocuk hapishanesinde tutuklu bulunan gençlerin ayaklarını yıkadı ve öptü.
Aralarında iki kadın mahkum da bulunan 12 kişinin ayaklarını yıkayan Papa Francis’in bu hareketi Katolik Kilisesi’ni ihtiyaç sahiplerine ve yoksullara yaklaştırmak.
MÜSLÜMAN DA VAR
Papa’nın ayağını yıkadğı mahkum sayısı Hz. İsa'nın Son Akşam Yemeği'ndeki 12 havariyi temsilen belirlendi. Bunlardan biri arasında bir Müslüman tutuklu bulunduğu da belirtildi. Söz konusu tutukluların yaşları 14 ile 21 arasında değişirken, Papa Francis, mahkumlara, Hz. İsa’nın da havarilerinin ayaklarını yıkadığını anlattı.
Papa Francis, ''Ayak yıkamak, 'hizmetinizdeyim' anlamına gelir. İsa, bize böyle buyurdu. İşte bugün benim yaptığım da onun buyruğunu yerine getirmektir. Bunu yürekten yapıyorum çünkü bir rahip ve piskopos olarak görevim, size hizmet etmektir'' ifadelerini kullandı.
BUNLAR HAKKI ÖRTMEK İÇİN HEP UYDURDULAR.
ALLAH cc KATINDA TEK HAK DİN İNANIP UYULMASI TEK HÜKÜM, YOL...!. İSLAM, KUR'AN İKEN; BİR TAKIM İFTİRALARLA ÖNCEKİ DİNLERİ TAHRİP ETTİKLERİ ŞEKLİYLE YİNE TAHRİBATA DEVAM EDENLERE:
NE HALTLAR İŞLEDİNİZKİ O DİN SİZİ BÖYLE REZİL İŞELERE MAHKÜM ETTİ.
28 Mart 2013 Perşembe
Cehennem 7 tabakadır. Her birinin azabı....
Sekiz Cennet, yedi Cehennem vardır. Cennettekilerin, ihlâslarına ve amellerine göre dereceleri farklıdır. Peygamberlerle, şehitlerle sıradan bir Müslüman’ın derecesi aynı değildir. Cehennemdeki kâfirlerin durumu da böyledir. Firavun gibi ilahlık davası güdüp yeni doğan masum çocukları kesen bir zalimle, kendisinden başka hiç kimseye zararı olmamış, topluma çeşitli hizmetler veren bir kâfirin durumu aynı değildir.
Cehennem 7 tabakadır. Her birinin azabı üstündekinden daha şiddetlidir.
1. Cehennem’dir, azabı en hafiftir. Burada, günahkâr Müslümanlar azap görür.
2. Sair’dir. Ateşi ve azabı şiddetlidir. Burada, Yahudiler azap görür.
3. Sekar’dır. Bu daha şiddetlidir. Burada Hıristiyanlar azap görür.
4. Cahim’dir. Burada, güneşe, yıldızlara tapanlar azap görür.
5. Hutame’dir. Burada Mecusiler, Budistler, Brehmenler azap görür.
6. Lazy’dir. Ateistler, müşrikler, dinsizler azap görür.
7. Haviye’dir. En şiddetlisidir. Burada münafık ve mürtedler azap görür.
Cennete de, iman pasaportu olmadan alınmaz. Gayrimüslimler, Müslüman olmadıkça, insanlığa ne kadar çok iyilik etseler de, nice faydalı buluşları olsa da, iman pasaportları olmadığı için onlara Cennete girme izni verilmiyor.
İBRÂHİM 18. ayet aynen böyle der:
Rablerini inkâr edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu, derin sapıklıktır.
مَثَلُ الَّذٖينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ اَعْمَالُهُمْ كَرَمَادٍ اشْتَدَّتْ بِهِ الرّٖيحُ فٖى يَوْمٍ عَاصِفٍ لَا يَقْدِرُونَ مِمَّا كَسَبُوا عَلٰى شَیْءٍ ذٰلِكَ هُوَ الضَّلَالُ الْبَعٖيدُ
İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
(Ahirette Cehennemden kurtulmak, yalnız Muhammed aleyhisselama tâbi olanlara mahsustur. Dünyada yapılan bütün iyilikler, bütün keşifler, Muhammed aleyhisselamın yolunda bulunmak şartı ile ahirette işe yarar. Ona tâbi olmayanın yaptığı her iyilik dünyada kalır, ahiretin harap olmasına sebep olur.
AYETLERDE:
İşte onlar, kendileri için âhirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. (Dünyada) yaptıkları şeyler, orada boşa gitmiştir. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir.
اُولٰـئِكَ الَّذٖينَ لَيْسَ لَهُمْ فِى الْاٰخِرَةِ اِلَّا النَّارُ وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا فٖيهَا وَبَاطِلٌ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ HÛD 16
Allah’a ortak koşanların, inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedî kalacaklardır.
مَا كَانَ لِلْمُشْرِكٖينَ اَنْ يَعْمُرُوا مَسَاجِدَ اللّٰهِ شَاهِدٖينَ عَلٰى اَنْفُسِهِمْ بِالْكُفْرِ اُولٰئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ وَفِى النَّارِ هُمْ خَالِدُونَ TEVBE 17
İMANI OLUPTA DİL İLE İKRAR KALB İLE TASDİK EDİP AMEL EDENİN ZERRE Sİ ZAYİ OLMAYACAK.
Cehennem 7 tabakadır. Her birinin azabı üstündekinden daha şiddetlidir.
1. Cehennem’dir, azabı en hafiftir. Burada, günahkâr Müslümanlar azap görür.
2. Sair’dir. Ateşi ve azabı şiddetlidir. Burada, Yahudiler azap görür.
3. Sekar’dır. Bu daha şiddetlidir. Burada Hıristiyanlar azap görür.
4. Cahim’dir. Burada, güneşe, yıldızlara tapanlar azap görür.
5. Hutame’dir. Burada Mecusiler, Budistler, Brehmenler azap görür.
6. Lazy’dir. Ateistler, müşrikler, dinsizler azap görür.
7. Haviye’dir. En şiddetlisidir. Burada münafık ve mürtedler azap görür.
Cennete de, iman pasaportu olmadan alınmaz. Gayrimüslimler, Müslüman olmadıkça, insanlığa ne kadar çok iyilik etseler de, nice faydalı buluşları olsa da, iman pasaportları olmadığı için onlara Cennete girme izni verilmiyor.
İBRÂHİM 18. ayet aynen böyle der:
Rablerini inkâr edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu, derin sapıklıktır.
مَثَلُ الَّذٖينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ اَعْمَالُهُمْ كَرَمَادٍ اشْتَدَّتْ بِهِ الرّٖيحُ فٖى يَوْمٍ عَاصِفٍ لَا يَقْدِرُونَ مِمَّا كَسَبُوا عَلٰى شَیْءٍ ذٰلِكَ هُوَ الضَّلَالُ الْبَعٖيدُ
İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
(Ahirette Cehennemden kurtulmak, yalnız Muhammed aleyhisselama tâbi olanlara mahsustur. Dünyada yapılan bütün iyilikler, bütün keşifler, Muhammed aleyhisselamın yolunda bulunmak şartı ile ahirette işe yarar. Ona tâbi olmayanın yaptığı her iyilik dünyada kalır, ahiretin harap olmasına sebep olur.
AYETLERDE:
İşte onlar, kendileri için âhirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. (Dünyada) yaptıkları şeyler, orada boşa gitmiştir. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir.
اُولٰـئِكَ الَّذٖينَ لَيْسَ لَهُمْ فِى الْاٰخِرَةِ اِلَّا النَّارُ وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا فٖيهَا وَبَاطِلٌ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ HÛD 16
Allah’a ortak koşanların, inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedî kalacaklardır.
مَا كَانَ لِلْمُشْرِكٖينَ اَنْ يَعْمُرُوا مَسَاجِدَ اللّٰهِ شَاهِدٖينَ عَلٰى اَنْفُسِهِمْ بِالْكُفْرِ اُولٰئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ وَفِى النَّارِ هُمْ خَالِدُونَ TEVBE 17
İMANI OLUPTA DİL İLE İKRAR KALB İLE TASDİK EDİP AMEL EDENİN ZERRE Sİ ZAYİ OLMAYACAK.
24 Mart 2013 Pazar
Ey o Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara mücahede et
Ey o Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara mücahede et ve onlara karşı kalın bulun, onların varacakları yer Cehennemdir, ona gidiş de ne fena gidiştir.
ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا لِلَّذٖينَ كَفَرُوا امْرَاَتَ نُوحٍ وَامْرَاَتَ لُوطٍ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَالِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِیَا عَنْهُمَا مِنَ اللّٰهِ شَيْپًا وَقٖيلَ ادْخُلَا النَّارَ مَعَ الدَّاخِلٖينَ
Allah, inkâr edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikâhları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” denildi.
وَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا امْرَاَتَ فِرْعَوْنَ اِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لٖى عِنْدَكَ بَيْتًا فِى الْجَنَّةِ وَنَجِّنٖى مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهٖ وَنَجِّنٖى مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ
Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti.
وَمَرْيَمَ ابْنَتَ عِمْرٰنَ الَّتٖى اَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فٖيهِ مِنْ رُوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَكُتُبِهٖ وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِتٖينَ
Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan İmran kızı Meryem’i de (inananlara) örnek gösterdi. O itaat edenlerdendi.
Allah, inkâr edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikâhları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” denildi.
وَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا امْرَاَتَ فِرْعَوْنَ اِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لٖى عِنْدَكَ بَيْتًا فِى الْجَنَّةِ وَنَجِّنٖى مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهٖ وَنَجِّنٖى مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ
Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti.
وَمَرْيَمَ ابْنَتَ عِمْرٰنَ الَّتٖى اَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فٖيهِ مِنْ رُوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَكُتُبِهٖ وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِتٖينَ
Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan İmran kızı Meryem’i de (inananlara) örnek gösterdi. O itaat edenlerdendi.
Nasıl, kâfirler yapmakta olduklarının karşılığını buldular mı?
Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.
اِنَّ الَّذٖينَ اَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا يَضْحَكُونَ
Mü’minler yanlarından geçtiğinde, birbirlerine kaş göz ederek onlarla alay ediyorlardı.
وَاِذَا مَرُّوا بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ
Ailelerine dönerken zevk ve neşe içinde gülüşe gülüşe dönüyorlardı.
وَاِذَا انْقَلَبُوا اِلٰى اَهْلِهِمُ انْقَلَبُوا فَكِهٖينَ
Mü’minleri gördükleri vakit, “Hiç şüphe yok, şunlar sapık kimselerdir” diyorlardı.
وَاِذَا رَاَوْهُمْ قَالُوا اِنَّ هٰؤُلَاءِ لَضَالُّونَ
Hâlbuki onlar, mü’minlerin başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.
وَمَا اُرْسِلُوا عَلَيْهِمْ حَافِظٖينَ
İşte bugün de mü’minler kâfirlere gülerler.
فَالْيَوْمَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا مِنَ الْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ
Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.
عَلَى الْاَرَائِكِ يَنْظُرُونَ
Nasıl, kâfirler yapmakta olduklarının karşılığını buldular mı?
هَلْ ثُوِّبَ الْكُفَّارُ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ
MUTAFFİFÎN ..
اِنَّ الَّذٖينَ اَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا يَضْحَكُونَ
Mü’minler yanlarından geçtiğinde, birbirlerine kaş göz ederek onlarla alay ediyorlardı.
وَاِذَا مَرُّوا بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ
Ailelerine dönerken zevk ve neşe içinde gülüşe gülüşe dönüyorlardı.
وَاِذَا انْقَلَبُوا اِلٰى اَهْلِهِمُ انْقَلَبُوا فَكِهٖينَ
Mü’minleri gördükleri vakit, “Hiç şüphe yok, şunlar sapık kimselerdir” diyorlardı.
وَاِذَا رَاَوْهُمْ قَالُوا اِنَّ هٰؤُلَاءِ لَضَالُّونَ
Hâlbuki onlar, mü’minlerin başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.
وَمَا اُرْسِلُوا عَلَيْهِمْ حَافِظٖينَ
İşte bugün de mü’minler kâfirlere gülerler.
فَالْيَوْمَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا مِنَ الْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ
Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.
عَلَى الْاَرَائِكِ يَنْظُرُونَ
Nasıl, kâfirler yapmakta olduklarının karşılığını buldular mı?
هَلْ ثُوِّبَ الْكُفَّارُ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ
MUTAFFİFÎN ..
Gök yarıldığı ve Rabbine boyun eğdiği zaman -ki ona yaraşan budur-,
Gök yarıldığı ve Rabbine boyun eğdiği zaman -ki ona yaraşan budur-,
Gök yarıldığı ve Rabbine boyun eğdiği zaman -ki ona yaraşan budur-,
اِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ
وَاَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
Yer uzatılıp dümdüz edildiği ve içindekileri atıp boşaldığı zaman,
وَاِذَا الْاَرْضُ مُدَّتْ
وَاَلْقَتْ مَا فٖيهَا وَتَخَلَّتْ
Rabbini dinlediği zaman -ki ona yaraşan da budur- (insan yaptıklarını karşısında bulur!)
وَاَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
Ey insan! Şüphesiz, sen Rabbine (kavuşuncaya kadar) didinip duracak ve sonunda didinmenin karşılığına kavuşacaksın.
يَا اَيُّهَا الْاِنْسَانُ اِنَّكَ كَادِحٌ اِلٰى رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَاقٖيهِ
Kime kitabı sağından verilirse,
فَاَمَّا مَنْ اُوتِىَ كِتَابَهُ بِيَمٖينِهٖ
Hesabı çok kolay bir şekilde görülecek,
فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسٖيرًا
Sevinçli olarak ailesine dönecektir.
وَيَنْقَلِبُ اِلٰى اَهْلِهٖ مَسْرُورًا
inşikak..
اِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ
وَاَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْYer uzatılıp dümdüz edildiği ve içindekileri atıp boşaldığı zaman,
وَاِذَا الْاَرْضُ مُدَّتْ
وَاَلْقَتْ مَا فٖيهَا وَتَخَلَّتْ
Rabbini dinlediği zaman -ki ona yaraşan da budur- (insan yaptıklarını karşısında bulur!)
وَاَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
Ey insan! Şüphesiz, sen Rabbine (kavuşuncaya kadar) didinip duracak ve sonunda didinmenin karşılığına kavuşacaksın.
يَا اَيُّهَا الْاِنْسَانُ اِنَّكَ كَادِحٌ اِلٰى رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَاقٖيهِ
Kime kitabı sağından verilirse,
فَاَمَّا مَنْ اُوتِىَ كِتَابَهُ بِيَمٖينِهٖ
Hesabı çok kolay bir şekilde görülecek,
فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسٖيرًا
Sevinçli olarak ailesine dönecektir.
وَيَنْقَلِبُ اِلٰى اَهْلِهٖ مَسْرُورًا
inşikak..
Böyleyken onlara ne oluyor da iman etmiyorlar?
Böyleyken onlara ne oluyor da iman etmiyorlar? فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
Böyleyken onlara ne oluyor da iman etmiyorlar?فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
Onlara Kur’an okunduğu zaman secde etmiyorlar.
وَاِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ الْقُرْاٰنُ لَا يَسْجُدُونَ
Daha doğrusu, inkâr edenler (Kur’an’ı) yalanlıyorlar.
بَلِ الَّذٖينَ كَفَرُوا يُكَذِّبُونَ
Hâlbuki Allah, içlerinde ne sakladıklarını çok iyi bilir.
وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ
Öyle ise sen onlara elem dolu bir azabı müjdele!
فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَلٖيمٍ
Ancak iman edip de sâlih ameller işleyenler başka. Onlar için, bitmez tükenmez bir mükâfat vardır.
اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ اَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ
İNŞİKAK
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hakkımda
- VAHDEDDİN HOCA
- https://www.facebook.com/VAHDED.HOCA SİTEMİZİ ZİYARET EDİP ÜYE OLURSANIZ ÇALIŞMALARIMIZA DESTEK VERMİŞ OLURSUNUZ ALLAH cc CÜMLE MÜMİNLERDEN RAZI OLSUN.


