AYET-İ KERİME

http://emelleri.blogspot.com.tr/2013/06/fakirlige-sebep-olan-seyler.html

12 Nisan 2013 Cuma

İŞİNİ BÖYLE BECEREMEYENİ İŞ VEREN TUTARMI?

Cuma Mü'min ler camide cemaatle namaza gider.
Bizde abdesti kuşandık evden camiye yol aldık, yolda cadde, sokak insan kaynıyor. boy, yaş, cinsiyet, çalışan, gezen, esnaf, eğlence yerleri usulünce dolu.
Camiye gelmesi farz, müslüman olduğunu söyleyen mahallemin 40 yıldır geçmişimle tanıdığım kadarıyla insanlarının tahminen 1/20 sini ancak camide gördüm, çünkü caminin kapasitesi  bu kadar aynı cami bayramda cadde sokak kuran kursu yemekhane kısaca her yer doluyor şimdiki cemaat yinede 1/10 kadar ancak var tahmin.
Saflar kalabalığa rağmen usulünde mi? boş bir yere yaklaştım adam bağdaş kurmuş oturuyor iki yanına yarışar insan sığar, oturmak istedim israrla adam zorla azıcık kaydı ben sığdım. Hoca güzel vaaz ediyor, onu dinlemiyor gösterircesine tesbih elinde etrafı döne döne izliyor.
Sünnet için kalktık yer açıldı arkadan bir kişi daha boşluğu doldurdu, derken farz'a durduk cep telefonunda şeytanı memnun edecek bir tür müzik fatihayı hoca bitirene kadar çaldı adam kendi keyfiyetine telefonu kapatmadı, fakat diğer biri iki kere telefon kapatacak kadar elleri meşgul ki ne meşgale. Farz bitti cami karıştı yarıdan çoğu yarışıcasına hücum ile kapıya yöneldi, biz son sünnete niyet ettikte diğer bir öksürdü, pıskırdı camiye tazyikli bir şeyler yayarcasına selamdan sonra biz zuhre-i ahir için kıyama durduk faka bu adam burnun elindeki mazemeye sümkürmeye başladı bir-iki çıkaramadıklarına arada parmağını sokarak çalışmayı sürdürdü. Derken son sünneti kıldık camide nerdeyse boşalmıştı, duaya sıra gelmişti yine bir diğeri tekbir alıp namaza durdu herkese rağmen farklı hareket herkes ona bakmadan edemiyordu duaya ihtiyacımı yoktu duaya toplu el açanlara muhalefet miydi? 
BU İNSANLAR CAMİ CEMAAT ADABINA UYGUN KENDİNİ HAZIRLIYAMAZMIYDI? İŞİNİ BÖYLE BECEREMEYENİ İŞ VEREN TUTARMI? İBADETTE NASIL AVUNURKİ..
  

10 Nisan 2013 Çarşamba

Selam olsun Nuh a.s ile gemiye binenlere:

Selam olsun Nuh a.s ile birlikte olan,gemiye binenlere:

Ona denildi ki: “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak.” 
قٖيلَ يَا نُوحُ اهْبِطْ بِسَلَامٍ مِنَّا وَبَرَكَاتٍ عَلَيْكَ وَعَلٰى اُمَمٍ مِمَّنْ مَعَكَ وَاُمَمٌ سَنُمَتِّعُهُمْ ثُمَّ يَمَسُّهُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَلٖيمٌ  Hud-48

9 Nisan 2013 Salı

YANLIŞ YERLERİNİ DÜZELTECEKLER Mİ? SANSÜRLENECEK Mİ?

“Muhteşem Yüzyıl”ın yapımcısı Timur Savcı’nın bir aydır Amerikan Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde tedavi gören kardeşi Şule Savcı Damyan hayatını kaybetti.
Grip olup hastaneye yattı ama kurtarılamadı...
ALLAH'DAN cc GELDİK VE ONA DÖNECEĞİZ!
BU DÜNYADA SENARYOSU DİZİ OLDU DA, İTİRAZ EDENLERDE OLDU ATALARIMIZA İFTİRA ATILIYOR DİYE. 
HAZIR BÖYLE SICAK BİR BAĞLANTI, İLETİŞİM KURULMUŞKEN, SENARYODAKİ FAİLLERE NASIL YAŞADIKLARINI HABER ALIP DİZİ'NİN YANLIŞ YERLERİNİ DÜZELTECEKLER Mİ? SANSÜRLENECEK Mİ?
AMALİNİ ÖLDÜKTEN SONRA KENDİMİZİ CEHEN- NEMDEN KURTARACAK ŞEKİLDE YAPMALIYIZ.

7 Nisan 2013 Pazar

MÜZİK HARAM SA!

HANGI ŞARKI VE MÜZİĞİN HARAM OLDUĞUNU BİLDİREN DELİLLER
İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. 
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَرٖى لَهْوَ الْحَدٖيثِ لِيُضِلَّ عَنْ سَبٖيلِ اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا اُولٰئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُهٖينٌ LOKMAN 6
Abdullah b.Abbas radıyallahu anh ise:
“Ayet şarkı ve benzerleri hakkında indi “demiştir.
Allah, şöyle dedi: “Çekil, git.” Onlardan kim sana uyarsa, kuşkusuz cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır.” 
قَالَ اذْهَبْ فَمَنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ فَاِنَّ جَهَنَّمَ جَزَاؤُكُمْ جَزَاءً مَوْفُورًا İSRÂ 63
 “(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol. Onlara vaadlerde bulun.” Hâlbuki şeytan onlara aldatmadan başka bir şey va’detmez. 
وَاسْتَفْزِزْ مَنِ اسْتَطَعْتَ مِنْهُمْ بِصَوْتِكَ وَاَجْلِبْ عَلَيْهِمْ بِخَيْلِكَ وَرَجِلِكَ وَشَارِكْهُمْ فِى الْاَمْوَالِ وَالْاَوْلَادِ وَعِدْهُمْ وَمَا يَعِدُهُمُ الشَّيْطَانُ اِلَّا غُرُورًا İSRÂ 64
İmam İbnu’l-Kayyim ALLAH ona rahmet etsin bu ayet hakkında şunları söylemiştir.
“ Şeytanın sesi Ademoğullarını rahatsız eder. O Allah’a itaat dışındaki her türlü sestir. Onu emrettiği ve onu beğendiği için, şeytana nisbet edilmiştir.yok sa bizzat şeytanın sesi değildir. Şarkı Sesi, Ölü için feryat etme, üflemeli, telli ve başka bütün çalgıların sesleri,Ademoğullarının canını sıkan, onları basitleştiren ve rahatsız eden şeytanın seslerindendir.
Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyudu;
“Ümmetim arasında, zina yapmayı, ipekli elbiseler giymeyi, şarap içmeyi, çalgı aletlerini çalmayı helal sayan kimseler olacak” 
Bu Hadis, şarkı ve müziğin haram kılındığı konusunda delaleti kesin açık bir nastır.
Abdullah B. Ömer (R.A.); Şarkı söyleyen  bir cariyeye rastladı ve şöyle dedi;
“ Şeytan birisini bırakacak olsaydı bunu bırakırdı”
“el-Lecnetu’d Daime Li’l Buhusi’l ilmiye ve’l-ifta” ilim heyeti aşağıdaki soruyu şöyle cevaplandırdı:
Soru: Daha önce şarkı dinlemenin hükmünü sorduk. Biz müstehcen şarkıları dinlemenin haram olduğu cevabını verdiniz. Öyle olunca bildiğiniz gibi radyo veya televizyonda devamlı çalgı eşliğinde söylenen dini, milli şarkılarla çocuk ve doğum günü şarkılarının hükmü nedir?
Cevap: “Çalgı kesinlikle haramdır. Dini ve milli şarkıları çalgı eşliğinde olduğundan haramdır. Doğum günleri ise bid’attir. Onlarda bulunmak ve onlara katılmak haramdır..

5 Nisan 2013 Cuma

YAPTIĞIN İŞİ SADAKA DÜŞÜNSEN!

                       SADAKA DOĞRU ANLAŞILMALI

Yapılan herhangi bir yardım veya iyiliğin sadaka sayılabilmesi için şu üç özelliğin birlikte bulunması gerekmektedir.
     Allah rızası için yapılmalıdır,
     Özellikle fakir ve ihtiyacı olan kişilere yapılmalıdır,
     Karşılıksız olarak yapılmalıdır.
Bu üç şart birlikte gerçekleşmezse verilen şey sadaka olarak değer kazanmaz.
Hz. Peygamber'in sadaka hakkındaki görüşleri nelerdir?
Hz. Peygamber sadaka ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur: "Güneşin doğduğu her yeni günde kişiye, her bir mafsalı için bir sadaka vermesi gerekir. İki kişi arasında adalet yapman bir sadakadır. Kişiye hayvanını yüklerken yardım etmen, bir sadakadır. Güzel söz sadakadır, namaza gitmek üzere attığın her adım, sadakadır. Yoldan rahatsız edici bir şeyi kaldırıp atman, sadakadır." 
 Başka bir hadislerinde de, "Kardeşine karşı izhar edeceğin tebessümün bir sadakadır. Emr-i bi'l-ma'rufun ve nehy-i ani'l-münkerin sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yolu gösterivermen, sadakadır; gözü sakat kimse için görüvermen, sadakadır (yardımcı olman); yoldan taş, diken, kemik (gibi şeyleri) kaldırıp atman, sadakadır; kovandan kardeşinin kovasına su boşaltman, sadakadır." buyurmuştur 
    Sadaka vermenin faydaları nelerdir?
    Sadakalar günahlara keffaret, Cehennem ateşine karşı siperdir. Peygamber Efendimiz, bu hususta şöyle buyurmuştur:
"Bir hurma ile de olsa sadaka verin. Çünkü o bir hurma, açlığı giderir. Su ateşi söndürdüğü gibi hataları da söndürür, yok eder." "Bir hurmanın yarısı ile bile olsa Cehennem ateşinden korunun. Onu da bulamazsanız, tatlı ve güzel söz söyleyin. 
   Sadakalar kıyamette, sahibini mahşer gününün dehşetinden korur. Peygamberimiz bu hususu şu şekilde belirtmişlerdir:
"Kıyamet günü hesap görülünceye kadar, herkes sadakasının gölgesinde olacaktır."
   Sadakalar Cenab-ı Hakk`ın gazabını da söndürür. Hadiste: "Gizli sadaka, aziz ve celil olan Allah Teala`nın gazabını teskin eder" buyurulmuştur.
   Sadakalar bela ve musibetleri de def`ederler. Peygamberimiz:
"Sadaka, belaları def`eder" buyurmuştur. İnsan, kendisinden bir şeyler isteyen kimseyi boş çevirmemeli, elinden geldiğince ona bir şeyler vermeye çalışmalıdır. Resulüllah Efendimizin şu ikazını hiçbir zaman unutmamalıdır: "Sail (dilenci) sadık olup, cidden muhtaç halde ise, onu kovan felah bulmaz."
 Peygamber Efendimiz, sav bir muhtaca vereceği sadakayı bizzat kendi eliyle verir, araya başka birini vasıta kılmazdı... Sadakanın gizli verilmesi efdaldir.
Nitekim Peygamberimiz: "Üç şey iyilik hazinelerindendir. Biri de verdiği sadakayı gizlemektir" buyurmuştur. 
Kur`an`da:   
Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. 
اِنْ تُبْدُوا الصَّدَقَاتِ فَنِعِمَّا هِىَ وَاِنْ تُخْفُوهَا وَتُؤْتُوهَا الْفُقَرَاءَ فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَيُكَفِّرُ عَنْكُمْ مِنْ سَيِّپَاتِكُمْ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖيرٌ BAKARA 271


Sadakayı gizli vermenin en mühim faydası, sadakayı verenin riyadan kurtulmasıdır. Ayrıca, sadaka alanın da şeref ve haysiyeti rencide olmaktan korunmuş olacaktır.
Sadaka kimlere verilmez?
Anne, baba, nine, dede, oğullar, kızlar, bunların çocukları olan torunlar Bunlara zekat, fitre verilmez !

Sadaka kimlere verilir?
Diğer sadakalarda olduğu gibi, verilişte öncelik sıralaması; ihtiyaç sahibi yakın akraba, yoksa uzak akraba, yoksa komşu, yoksa bulunduğunuz yerden başlayarak, ihtiyaç sahibi diğer gruplardır.

FITIR SADAKASI: Yılda bir kez olmak üzere, dönem olarak Ramazan-ı şerifte verilir. Ramazandan önce ve bayramdan sonra da vermek caiz ise de bayram namazından önce verilmiş olması daha çok sevaptır.
Ramazan Bayramına kavuşan ve dinen zengin sayılan her Müslüman kendisi ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler için vermelidir.

3 Nisan 2013 Çarşamba

MAKİNE KARŞISINDA KÖLELİK VE İKİ TERÖR

"ALLAH KORUSUN MAKİNE KARŞISINDA KÖLELİK BİZİM DE BAŞIMIZA GELEBİLİR"

Erdoğan, yayayken selamlaşanların sürücü koltuğuna oturduğunda kimseyi görmeyip insanlara adeta bir araç gibi muamele ettiğine şahit olunduğunu kaydetti. Şehirlerin artık araçlar için tasarlandığını dile getiren Erdoğan, “Çocuk parkı mı yol mu denildiğinde yol öne çıkıyor. Yaya yolu mu araç yolu mu denildiğinde rekabeti araçlar kazanıyor. Ağaç mı asfalt mı denildiğinde birçok yerde asfaltın öne çıktığını görüyoruz. Robotların dünyayı istila edeceği ve insanları köleleştireceği bize hep bir bilim kurgu öyküsü gibi anlatıldı. Ama bugün modern dünyaya bakıyorsunuz özgür olduğunu söyleyen milyonlarca, milyarlarca insanı şehirlerin, ülkelerin, cep telefonunun, otomobillerin, bilgisayarların adeta kölesi, haline dönüştüğünü görüyorsunuz. İnsanın kendi eliyle yaptığı bir ucube tarafından öldürülmesi bize bir bilim kurgusu olarak anlatıldı. Bunun artık bilim kurguyla gerçek dışılıkla hiç ilgisi yok. Şu anda insan kendi ürettiği araçlar tarafından katledilir hale geldi. Sadece silahları kastetmiyorum. Ürettiğimiz, seyahat için kullandığımız arabalar şu anda insanlık için en büyük tehditlerden en fazla can alan silahlardan biri haline geldi. Bizim Türkiye olarak hızla büyüyen bir ülke olarak işte bu çelişkiye mutlaka ama mutlaka hassasiyetle eğilmemiz gerekiyor. Biz büyürken araçların kölesi haline gelen büyüdükçe araçları kendisine hizmetkar kılan bir anlayışla yürümek zorundayız.
Makineyi önceleyen değil insanı öne çıkaran bir büyüme anlayışını egemen kılmak zorundayız. İnsan kendisini makineye göre değil, makine kendisini insana göre ayarlayacak. Şehirler araçlara göre değil insanlara göre şekillenecek. İnsan odaklı bir kalkınmayı, ekonomiyi, insanlar için şehirleri ancak ve ancak böyle bir anlayışla inşa edebiliriz. Aksi taktirde bugün birçok milletin başına gelen makine karşısında kölelik Allah korusun bizim de başımıza gelebilir” dedi. 

“TRAFİK TERÖRÜNÜN SİLAHLI BÖLÜCÜ TERÖRDEN DAHA FAZLA CAN ALIYOR” 

İnsanın araçla, trafikle ilişkisini enine boyuna değerlendirmenin köklü tedbirler üretmek ve bunları kararlılıkla uygulamak zorunda olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, “Bu gün ülke olarak önümüzde canlar yakan, ocaklar söndüren, anaları, eşleri, evlatları ağlatan iki önemli sorunumuz var. Bunlardan bir terör, ikincisi ise terör kadar konuşulmayan, terör kadar gündemde yer almayan trafik sorunudur. Buna aslında trafik terörü de diyebiliriz. Oysa baktığınızda trafik sorunun diğer deyişle trafik terörünün silahlı bölücü terörden daha fazla can aldığını görüyorsunuz. Biz bu iki sorunun da üzerine kararlı bir şekilde gidiyoruz. Başarılı olana kadar da usanmadan, yılmadan çözüme yönelik çabalarımız sürdüreceğiz. Ancak takdir edersiniz ki tıpkı bölücü terörle mücadele olduğu gibi trafik terörüyle mücadelede de çok yönlü çalışma başarı için kaçınılmaz bir unsurdur. Trafik terörüyle mücadelede başarılı olabilmek için bütün kurumlarımızın birbiriyle uyum içinde koordineli olarak çalışması gerekiyor. Karayolu trafik konusunda kendilerine görev ve sorumluluk verilen herkesten azami gayret göstermesini bekliyoruz” diye konuştu. 

“ALKOLLÜ ARAÇ KULLANANI ELİ SİLAHLI CANAVARA BENZETİYORUM" 

“Kazalarda şoförlerin yanında, araçların içerisinde alkol şişeleri de görüldüğünde alkollü araç kullananla alkolsüz araç kullanan arasındaki bir trafik kazasındaki bir faturanın ne kadar ağır olduğunu takdir edersiniz” diyen Erdoğan, şunları kaydetti: 
“Alkollü araç kullananı eli silahlı canavara benzetiyorum, alkolsüz olanı da bir masuma benzetiyorum. Onun hiçbir günahı yok. Dikkatle trafikte yoluna devam ediyor. Öbürü ise rayından çıkmış ne yapacağı belli olmayan bir Deli Dumrul gibi. Bizim anayasamızın 58. maddesi buna yönelik olarak da bununla mücadelede gerekli tedbirleri devlet alır diyor. İktidarımıza kadar bunlar ne yazık ki yapılmadı. Biz bunu dile getirdiğimiz zaman da hemen bunun saptırıldığı yer bellidir. Nedir; bunlar dindar olduğu için bunu böyle yapıyorlar. Yani dindarlığın güzel yanı varsa bunlar yanlış, kötü şeyler mi? eğer din bazı şeyleri bu şekilde emrediyorsa buradaki güzellikleri almak yanlış mı? bu güzellikler insanın hayrına ise yanlış şeyler mi? biz bu doğru adımları tüm insanlık olarak atmak durumundayız. Bu doğru adımları atacağız ki insanlık bunu bedellerini ağır ödemesin. Bir gece ansızın bir de bakarsınız ki 20 yaşındaki gencecik kızınız ölüm haberi size gelir veya 21 yaşındaki bir genç fidanınızın kötü haberini almak insanı ne kadar huzursuz ettiği ortadadır.” 

“TRAFİK KAZALARI KAYNAKLI ÖLÜMLERİ AZALTMAYA YÖNELİK EYLEM PLANINI UYGULAMAYA KOYDUK” 

Yollarda meydana gelen kazaların ağırlıklı olarak alkollü araç kullananlardan olduğunu gördüklerini ifade eden Erdoğan, çok daha dikkatli olunmaya mecbur olduğunu söyledi. 
Başbakan Erdoğan, yollarda trafiği tehlikeye düşürecek, güvenlik düzeyi düşük araçlar görmeyi istemediklerinin altını çizerken, bunun için gerekli tedbirleri süratle hayata geçirmeye kararlı olduklarına vurgu yaptı. 2020 yılına kadar Türkiye’de trafik kazalarından kaynaklanan ölümleri yüzde 50 azaltmaya yönelik eylem planını uygulamaya koyduklarını kaydeden Erdoğan, “Eğitimden denetime, ulaşım alt yapısından sağlık hizmetlerine kadar trafik ile ilgili her alanda daha ileri çalışmalar yaparak bu hedefe mutlaka ulaşmak istiyoruz” diye konuştu. 

“LA HAVLE ÇEKMEK YERİNE EL FRENİ ÇEKEREK KAVGAYA TUTUŞMAYA EĞİLİMLİ ŞOFÖRLER VAR” 

Erdoğan, yayaya yeşil ışık yanarken dahi karşıya geçmekte zorlanan ya da karşıya geçerken kendisine araba çarpan çok sayıda insanın olduğunu dile getirirken, diğer sürücülerin hakkını çiğneyerek araç kullanan, yolun ortasında yolcu indirip bindirebilen sürücülerin olduğunu anlattı. Her yerde aracını hiç olmayacak yere park ederek, araçların ve yayaların geçişine engel olan sürücüler olduğuna dikkat çeken Erdoğan, “Daha da üzüntü verici olanı trafikte en ufak bir sürtüşmede la havle çekmek yerine el freni çekerek kavgaya tutuşmaya eğilimli şoförler var. Hız olgusunu milletçe sorgulamaya, neden bu kadar acele ettiğimizi, nereye yetişmeye çalıştığımızı şöyle durup, nefes alıp kendimizi sorgulamaya ciddi şekilde ihtiyacımız var. Çok acılar yaşadık, çok trajik olaylara şahit olduk, nice hayatın hız ve haz uğruna söndüğünü gördük. Buna artık hep birlikte dur demek, bunu hep birlikte sorgulamak durumundayız. Tüm kurumlarımız, STK’lar, medyamız ve teker teker bireyler sorumluluğunu yerine getirdiğinde kısa sürede bu meselenin üstesinden geleceğine inanıyorum. Hukuk devletinde hiç kimsenin kurallar, kaideler karşısında istisnası yoktur. Herkes trafik kurallarına uymak mecburiyetindedir. Emniyet kemeri ve hız sınırları başta olmak üzere trafik kurallarının uygulanmasında hiçbir istisnayı, hiçbir farklı uygulamayı asla kabul etmiyorum. Şayet hale bu şekilde davrananlar var ise işte buradan açıkça talimat veriyorum; unvanı, makamı, konumu ne olursa olsun hiç kimseye ayrıcalık yapılmayacak, kurallar harfiyen uygulanacaktır” ifadelerini kullandı.

2 Nisan 2013 Salı

Her Günah işleyene kâfir denmez.

Her Günah işleyene kâfir denmez.

Günah işleyen müslümana kâfir denmez. Çünkü Ehl-i sünnete göre, bir insan Müslüman olduktan sonra İNKAR etmedikçe! günah işlemekle kâfir olmaz. Bid'at fırkaları, günah işleyene, kendileri gibi düşünmeyen müslümanlara kâfir demek sapıklığında bulunmuşlardır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Mümine kâfir diyenin, kendisi kâfir olur.) [Buhari] 

Müslümanım diyen, kelime-i şehadet söyleyen kimseye kâfir denmez. Bir savaşta, kelime-i şehadet getiren ve kendisine nefsi müdafaa gerektirmeyen birisini öldüren kimseye, Resulullah efendimiz, (Kelime-i şehadet söyleyen kimseyi niçin öldürdün?) buyurdu. O da, (Dili ile söylüyordu ama kalbi ile inkâr ediyordu dedi. (Kalbini yarıp da baktın mı?) diyerek onu tekdir buyurdu.)
''BEN ONU ÖLDÜRMESEM O BENİ ÖLDÜRECEKTİ '' DURUMU OLURSA BAŞKA!

Onun için mümine kâfir demekten ona lanet etmekten sakınmalıdır! Lanet, Hak eden kise onu bulur  Hadis-i şerifte, (Kul, lanet ettiği zaman, lanet edilen buna müstahak değilse, kendine döner) buyuruldu. (Beyheki) 
Kafir saldırgana karşı top, tank, lanet, beddua... kalem, akıl.... silahlarıyla kendini savuna bilmeli.

Günah işleyen ve ibadet etmeyen müslümana kâfir denmez. Kâfirden başkası, ebedi Cehennemde kalmaz. Günah işleyen müslümanın kâfir denmeyeceği hakkında birçok âyet ve hadis vardır. Mutezile, (Günah işleyen ve ibadet etmeyen kâfirdir) demişse de, Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki: 
Küfrün zıddı iman, günahın zıddı ise ibadettir. İmanı bırakan kâfir olur, ibadeti terk eden günahkâr olur. Amelsiz iman tehlikededir, imansız amel ise kabul edilmez. Kadınların, muayyen hallerinde, namaz, oruç gibi ibadetleri bırakmaları caiz ve lazım iken, imanı hiçbir zaman bırakmaları caiz olmaz. Çünkü Kur’an-ı kerimde mealen bildiriliyor ki:
                         İman edip salih amel işleyenler.
İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz- işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalıcıdırlar. 
  وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا اُولٰـئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ 
 Araf 42, 
İman edip, salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince, işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. 
  اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَاَخْبَتُوا اِلٰى رَبِّهِمْ اُولٰـئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ  Hud 23,
İnanan ve salih amel işleyenler için, mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır.
  اَلَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ طُوبٰى لَهُمْ وَحُسْنُ مَاٰبٍ  Rad 29, 
Artık iman edip salih ameller işleyenler var ya, işte onlar için bir bağışlama güzel bir nimet (cennet) vardır. 
   فَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرٖيمٌ   Hac 50]
                                 -------------------------------------
                                  İmandan ötede yaşayanlar..
--De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” 
قُلْ يَا عِبَادِىَ الَّذٖينَ اَسْرَفُوا عَلٰى اَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمٖيعًا اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحٖيمُ   ZÜMER 53

Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever. 
وَاِنْ طَائِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ اقْتَتَلُوا فَاَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا فَاِنْ بَغَتْ اِحْدٰیهُمَا عَلَى الْاُخْرٰى فَقَاتِلُوا الَّتٖى تَبْغٖى حَتّٰى تَفٖیءَ اِلٰى اَمْرِ اللّٰهِ فَاِنْ فَاءَتْ فَاَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا بِالْعَدْلِ وَاَقْسِطُوا اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطٖينَ   HUCURÂT 9

Rablerini inkâr edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu, derin sapıklıktır. 
    مَثَلُ الَّذٖينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ اَعْمَالُهُمْ كَرَمَادٍ اشْتَدَّتْ بِهِ الرّٖيحُ فٖى يَوْمٍ عَاصِفٍ لَا يَقْدِرُونَ مِمَّا كَسَبُوا عَلٰى شَیْءٍ ذٰلِكَ هُوَ الضَّلَالُ الْبَعٖيدُ    İbrahim 18

  Onların yaptıkları her bir (iyi) işi ele alırız, onu saçılmış zerreler haline getiririz (değersiz kılarız). 
 وَقَدِمْنَا اِلٰى مَا عَمِلُوا مِنْ عَمَلٍ فَجَعَلْنَاهُ هَبَاءً مَنْثُورًا   Furkan 23]

 (Ey Muhammed!) De ki: “Amelce en çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları hâlde, dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?” 
Onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na kavuşacaklarını inkâr eden, böylece amelleri boşa çıkan, o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir. 

 قُلْ هَلْ نُنَبِّئُكُمْ بِالْاَخْسَرٖينَ اَعْمَالًا    اَلَّذٖينَ ضَلَّ سَعْيُهُمْ فِى الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَهُمْ يَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ يُحْسِنُونَ صُنْعًا   اُولٰئِكَ الَّذٖينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ وَلِقَائِهٖ فَحَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فَلَا نُقٖيمُ لَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَزْنًا   Kehf 103-105

İnkâr edenlere gelince; onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Susamış kimse onu su sanır. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. (Tıpkı bunun gibi kâfir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). Ancak Allah’ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür. Allah, hesabı çabuk görendir. 
  وَالَّذٖينَ كَفَرُوا اَعْمَالُهُمْ كَسَرَابٍ بِقٖيعَةٍ يَحْسَبُهُ الظَّمْاٰنُ مَاءً حَتّٰى اِذَا جَاءَهُ لَمْ يَجِدْهُ شَيْپًا وَوَجَدَ اللّٰهَ عِنْدَهُ فَوَفّٰیهُ حِسَابَهُ وَاللّٰهُ سَرٖيعُ الْحِسَابِ   Nur 39]

Bu ayetlerde  kâfirlerin hiçbir amelinin fayda vermeyeceğini göstermektedir.

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(İkrar ettiği şeyi, inkâr etmeyen, kâfir olmaz.) [Taberani]

(Zina etmiş, hırsızlık yapmış, içki içmiş mümin de Cennete girer.) [Buhari]

 Allah’ı anan veya Ondan korkan müslüman, (cezasından sonra ) Cehennemden çıkar.) [Tirmizi]

Müslümanlığın temeli, Allahü teâlânın birliğine ve Muhammed aleyhisselamın bildirdiği belli olan emirlerin ve yasakların hepsini, Allah tarafından getirmiş olduğuna inanmaktır. Yani emirleri yapmak ve yasak edilenleri yapmamak.  olduğuna inanmak imanın şartıdır. 

Böyle imanı olmayan, yani müslüman olmayana kâfir denir. Kâfirler, ne kadar iyi iş yapsa da, ahirette azaptan kurtulamaz. İmanın ve iman ile birlikte olan ibadetlerin ve bütün iyi işlerin dünyada da, ahirette de çok faydası vardır. Fakat imansız olana, iyi işlerin ahirette faydası olamaz. Günahı çok olan bir mümin, tevbe etmeden ölmüş ise, Allahü teâlâ dilerse, günahlarının hepsini affeder, dilerse günahları kadar azap eder; fakat sonunda yine Cennete koyar. Ahirette kurtulmayacak olan yalnız kâfirlerdir. Zerre kadar imanı olan kurtuluşa kavuşur.
Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecektir. 
فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ ZİLZÂL 7
Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir. 
وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ ZİLZÂL 8

Hakkımda

Fotoğrafım
https://www.facebook.com/VAHDED.HOCA SİTEMİZİ ZİYARET EDİP ÜYE OLURSANIZ ÇALIŞMALARIMIZA DESTEK VERMİŞ OLURSUNUZ ALLAH cc CÜMLE MÜMİNLERDEN RAZI OLSUN.